|
SON DAKİKA
Bahar ve Nazlı Çiçeği
Mehmet Şah Marhan sahmarhan@hotmail.com
Cemrelerin bir bir düştüğü, toprağın can bulduğu, şu günlerde şehirliler gökdelenlerin gölgesinde, kaldırımları ölçmeye ve beton yığınlarının arasında, gökyüzünü görmeye çalışadursunlar; köylüler baharın nazlı çiçeği, kardelenlere kavuşmanın keyfini çıkartmaya çoktan başladılar bile. Cemreler bir bir işlemişse taşa toprağa; Köylerde baharı hissetmenin ve kardelenleri seyre çıkmanın, baharın ve doğanın bütün renkleriyle bütünleşmenin zamanı demektir. Bembeyaz kar; güneşin en kızgın haliyle bile didişir gibi duruyor. Yağan yağmur ve güneş ışınları, şimdilik yüksek dağlarda hüküm süren karın, soğuk yüzüne yenik düşmekte. Tıpkı şehirlerde en kızgın haliyle gökdelenlere, yenik düştüğü gibi. Bembeyaz karın, erimemekteki inadı ve sebebi kim bilir kendi sonunun gelmesinin, kardelenlerin de sonu olacağını bilmesindendir. Kızaran güneş ışınlarının cazibesine dayanamayan karın eriyip gitmesi, kardelenlerin de doğaya veda etmesi demektir. Baharın en nazlı ve ilk çiçeği kardelen, nasıl da havalı ve büyülü duruyor. Nazlı nazlı güneş ışınlarıyla bakışması, baharı müjdelemesindendir. Bembeyaz kar, güneşin ışınlarıyla can çekiştikçe kardelenler eriyen kar suyu ile hayat buluyor. Bembeyaz kar adeta kardelenleri beslemek için erimekte gönüllü. Bir yandan gönüllü eriyor, kardelenleri beslerken; bir yandan da yok olmamanın direnişinde ve hüznünde. Damla damla eriyen kar, tane tane dizilmiş kardelenlere ulaşma, can olma çabasında. Tıpkı bir annenin yavrusunu beslediği gibi; eriyen kar da kardelenlere annelik görevinde, en şefkatli haliyle... Kardelenlerin renklerini bembeyaz kardan almaları bu yüzdendir kim bilir. Baksanıza, büyük bir kısmı tıpkı anneleri gibi, bembeyaz. Kardelenler, dere boyu tane tane dizilmiş; akan suyun sesine kulak verir gibiler. Dere su ise; kardelenlere misafirperverliğini göstermek için adeta, en hünerli ve en coşkulu haliyle akıp gitmekte kendi seyrinde. Ne de olsa en bereketli günleri… Gökyüzünde geometrik şekiller ve motifler çizme yarışına giren kuşlar ise; kardelenleri ve akan dere sularını seyre çıkmış gibiler... Kuşların gökyüzündeki ahenkle uçuşları ve ötüşleri suyun sesiyle bütünleşerek kardelenlere en güzel ezgiyi söyleme çabasıdır adeta. Kardelenler nazlı nazlı göz kırptıkça; suyun akışı, kuşların ötüşü, bir başka güzel oluyor. Su ve kuş sesi nasıl da insanın ruhunu okşuyor, kardelenlere dokunurken, bir bilseniz. Doğa, bütün cömertliğiyle ve bütün renkleriyle koro halinde en güzel melodilerle adeta müzik ziyafeti veriyor. Güneş ışınları tabiata bütün gücüyle can verirken, tomurcuklar ve gonca güller güneş ışınlarıyla buluşmanın, kaynaşmanın keyfini çıkartıyorlar. Bu buluşma, tomurcukların ve gonca güllerin çiçeğe dönüşmesi demektir. Meyve ağaçlarının, her biri adeta birer taze gelin gibi, bembeyaz olması demektir. Tıpkı nazlı kardelenler gibi. Artık, kırmızı güller sevgiye davettin olgunluğunda; bembeyaz papatyalar ‘‘SEVİYOR’’ ‘‘SEVMİYOR’’ diye oyalamanın peşinde ve belki de teselli arayanların imdadındadır. Kır çiçekleri ise, en masum ve en vefalı halleriyle kıymetlerinin bilinmemeleri derdindedirler. Yemyeşil elbisesini giyen ve iyice renga renk olan doğa bütün güzelliklerini ve bütün sürprizlerini sergileme hazırlığındadır. Kelebekler, çiçekten çiçeğe uçarken; uğur böcekleri, çiçeklerin yaprağında yürüyüşün keyfini çıkartıyorlar. Bütün bunları seyire çıkmak bir başka güzeldir.Hele uğur böceklerin, kelebeklerle yarışır gibi çiçekten çiçeğe konuşları nasılda büyülüyor insanı. Bahar cemreleri, tabiata can verirken, beton yığınları en sert hallerinden ödün vermemekte kararlı. Beton yığınlarına ne de olsa hiçbir cemre etki etmez. Aynı apartmanın giriş kapısından girenlerin, selamsız sabahsız olmaları, kim bilir bu yüzdendir. Gökdelenler, şehirlerde insanları kendi gölgesine mahkûm ettiği gibi; baharın ve doğanın güzelliklerinden de mahrum bırakmayı nasıl da becermiş. Bahar geldi; uyanın ey duygusuz şehirler!!! Ey, doğa ile arasına beton yığını koymuş şehirliler. Ey, ruhu ve yüreği betonlaşmış şehirliler uyanın artık!!! Kardelenlerden selam var size… Köylerde dağ, taş bile can bulurken; şehirlerde beton yığınları doğanın bütün güzelliklerini saklamayı ve yok etmeyi en sert haliyle nasıl da başarmış. Gökdelenlerin heybetine kapılan şehirliler, adeta gökyüzünden bile mahrum yaşıyorlar. Baharın ve doğanın bütün renklerini, güzelliklerini örten beton yığınları, yürekleri de betonlaştırmış adeta. Şehirlere mahkûm olmuş insanlar, doğanın bütün renklerinden, güzelliklerinden ve baharın nazlı çiçeğinden bihaber yaşıyorlar. Hele şehirlerde doğmuş ve doğadan uzak yetişmiş olanlar, bunun mahrumiyet olduğunu bile bilmezler. Bütün bu güzellikler Göllü köyünün bana sürpriziydi, bu hafta sonu. Teşekkürler sana Göllü… Bu makale 244 kez okundu Yükleniyor...
|