|
SON DAKİKA
Tatvan'da Kaza:1 Ölü,1 Yaralı
Memurlar Bitlis'te Hayatı Durdurdu!
Bitlis'te 35 Korucu Silah Bıraktı!
Korucular İçin Geniş Çaplı Operasyon
Yola Dökülen Paralar
Mehmet Şah Marhan sahmarhan@hotmail.com
Yaşadığımız toplumda insanlar genelde söze şu şekilde başlarlar: ‘‘Ben bu konunun uzmanı değilim’’ deyip, saatlerce söz konusu konu hakkında ahkâm kesilirler. Toplum mühendisliğine soyunanlar mı dersin, şifa dağıtanlar mı dersin… Kendi uzmanlık alanları dışında her türlü söz söyleyenleri ve iş yapanları görmek mümkündür. Bu ülkede çalışanların ekseriyeti yaptıkları işin, ehli/uzmanı değiller. Ve özellikle yöneticilerimizin atanması ahbap çavuş ilişkisi gözetildiğinden; ‘‘nitelik’’ ve ‘‘liyakat’’ hiç dikkate alınmaz. Yani tek ölçüt, yandaşım olsunda gerisi hikâye mantığı ile atanırlar. Sözü Bitlis yolu ve yol kenarlarında yapılan yapılara getireceğim. Bütün Bitlisliler bilirler ki; Bitlis yolu son haline getirilinceye kadar, defalarca bozup yeniden yaptılar. İlk yapılan yol, dar yapıldı; hemen genişletildi. Genişlettikten sonra normal asfalt yapıp, yolun ortasına koca taşlar dizdiler. Ve yine olmadı; koca taşları kaldırıp, Amerika’yı adeta yeniden keşfedercesine nihayet olması gereken şekilde yolu yaptılar. Ve kim bilir ne paralar dökerek… Bir yol, bu derece yaz buz tahtasına dönmesinin acaba sebebi nedir? Neden ‘‘doğru yolu’’ bulmak için bu derece sağa sola sapılıyor? Şuan aynı durum Güroymak yolu için yaşanılıyor. Yoksa Almanlar haklılar mı? Siz yol yapmayı değil; yama yapmayı mı biliyorsunuz? Yama yapmakta uzman olduğunuz, daha yeni yapılan Tatvan-Van yolunun kısmen bitirilen, ama neredeyse tamamı yama olan yoldan anlamak mümkün. Çok yakında yolun tamamı bir yağmurla köstebek yuvasına dönmesi kaçınılmazdır. Sorun sadece yol mu? Ya üç yol da yapılan terminal binası… Hele üç yoldan biraz daha ilerde yapılan affet konutlarını, kim bilir dünyanın parasını dökerek yapmışlardır. Maalesef terminal binası ve affet konutları bir ‘‘çöp yığını’’ gibi duruyor. Bir yanda orta yerde terminal binası; diğer yanda da affet konutları, adeta bütün plansızlıkları gün yüzüne çıkartıyor. Terminal binası ve affet konutlarının yapımında dökülen(harcanan) para kadar, yarın öbür gün bu defa da yıkıp, kaldırmak için dökecekler. Aynı şekilde Bitlis devlet hastanesi… Hastanenin, yapılışı yakın zamandır; bilirsiniz. Ama geçen de balyoz sesleri tozu dumana katarcasına sesler çıkartıyordu. Hayırdır? Neden yıkıyorlar? diye sorduğumda; ‘‘muayyene odaları küçük olmuş büyütmek için yıkıyorlar.’’ Diye cevap aldım.(İçimden yaparlarken metreleri yok muydu diye geçirdim.) Bu anlayış, ben her işi yaparım anlayışının somut bir gerçeğidir. Ya da ben onu tanırım, o her işi yapar mantığıdır. Esas hazin olan da bu duruma izin veren ve sessiz kalan yöneticilerin de bu mantıkta ve bu yeterlilikte olmalarıdır. İşte bütün bunlar işin eğitimini almış insanların çalışmadığını gösteriyor? Yani uzman kişilerin çalışmadığının kanıtıdır. Bir yol arda arda bu yol olmadı; birde böyle yapalım demek; sarı çizmeli Mehmet ağanın mantığından başka bir şey değildir. Oysa planlı şehirleşmede çarpık kentleşme yoktur. Boş yere para dökmek yoktur. Şehirlere şekil verenlerin ufku geniş olmalı. Ufku geniş olmayanın vizyonu olamaz. Vizyonu olmayana sorumluluk verilmemeli. Yani; ‘‘Nanan bidine nanpéjan bila nanek kém be’’ (İşi ehline vermeli)
Bugün Meslek liselerinden mezun olan öğrenciler kendi alanların dışında çalışıyorlarsa, eğitim sistemin oturmadığının göstergesidir. Yani elektrik bölümünden mezun olan öğrenci metal işi; metal bölümünden mezun olan da Elektrik işi yapıyorsa; eğitim sisteminde ciddi anlamda sorunlar olduğunu gösteriyor. Düşünün doktor veterinerin, veteriner de doktorun işini yapıyor. Ya da Doktorun esas veteriner, veteriner de doktor olması gerektiği gerçeği... Tabi ki, işin ehli olmanın dışında, bir takım farklı sebepler de vardır. Birileri sırf ihalesiz kalmasın diye de olabilir. Türkiye de her zaman bildiğimiz sebep, esas sebep değildir. Ama esas düşündürücü ve ürkütücü olan da, devletin parasını bu şekilde yollara ve sağa sola döken insanların ağızlarından milli servet, vatan millet Sakarya türünden söylemlerin hiç düşmemesi. Bu ülkede plansız, hesapsız kitapsız, projesiz işler yapıldıkça ve vatan millet Sakarya edebiyatıyla büyük vurgunlar oldukça; birileri maalesef hep evinde kuru ekmeğe muhtaç kalacaktır. Bu makale 3700 kez okundu Yükleniyor...
Yorumlar yüklenirken lütfen bekleyiniz...
|