|
SON DAKİKA
Tatvan'da Kaza:1 Ölü,1 Yaralı
Memurlar Bitlis'te Hayatı Durdurdu!
Bitlis'te 35 Korucu Silah Bıraktı!
Korucular İçin Geniş Çaplı Operasyon
Sizi Tanımlayan Tek Kelime Hangisi ?
Mehmet Şah Marhan sahmarhan@hotmail.com
Bütün inançlar ve ideolojiler, dürüstlüğe, iyi bir ahlaka vurgu yapmasına rağmen; her toplumda, o toplumun ahlak kurallarına göre hareket etmeyen insanlar, sözde inandıkları dinin ve benimsedikleri ideolojinin bir kara lekesi olduklarının farkında bile olmazlar.
Her insan da acıma, üzülme, sevinme, mutlu olma, utanma, zevk alma vb. duygular, insan olmanın doğası gereği mevcut iken; ama her insanın sevindiği üzüldüğü utandığı ya da zevk aldığı, reaksiyon gösterdiği durumlar ve olgular çok daha farklı olabiliyor. Bunun altında yatan sebep; inançlar ya da ideolojiler değil. İnsanların yetiştikleri çevre, kültür, yaşam tarzları, ailelerinden aldıkları terbiye ve özellikle ahlaki eğitimdir. İnsanların kişiliği ailelerinden aldıkları ahlaki eğitim/terbiye, yetiştikleri çevre ve kültür ile şekil alır. Ve toplum nezdinde oluşturdukları izlenime göre de ‘‘iyi’’ ya da ‘‘kötü’’ olarak kategorize edilirler. ‘‘Kimi gittiği yeri mutlu eder, kimi de terk ettiği yeri’’. Diyor Mevlana.Yani kimi yalan söylemekten, insanları kandırmaktan, hırsızlık yapmaktan ve günah işlemekten zevk alır. Ve ikiyüzlülüğü marifet sanıp, fesatlık ve dedikodu yapar; insanları birbirine düşürür. Ve böylece gittiği her yerin huzurunu kaçırır. Kimi de dürüst olmayı, saygın olmayı, güvenilir olmayı, iyilik yapmayı ve güzellikten yana olmayı bedel ödeyerek de olsa taviz vermez. Ve böylece her yerde istenilen, sevilen kişi olur ve mutluluğun simgesi olur. Özellikle hak, hukuk bilmeyen, insani ve vicdani davranmayan ve düşünmeyen insanlar toplumda göze batan tutum ve davranışlar sergilemeleri kaçınılmazdır. Ve en üzücüsü de, bu tiplerin en önemli mevki ve makamları işgal etmeleridir. Hatta yalakalık kat sayıları yükseldikçe; daha da üst makamları işgal etmeleridir. Sosyal varlık olan insan, önemli mevki ve makamlarda olsa dahi; bütün insanlar gibi sosyal hayatta, insanların vicdanın da hak ettiği yeri ve değeri bulur.Yani makamın önemli olması, kişiyi ''değerli'' kılmaz. Bir şekilde elde ettikleri makamlarla kendilerini değerli sananlara şu Kürtçe söz adeta onlar için söylenmiş: ‘‘Gîskén gurî ji serkaniyan avê vedixwen.’’ Uyuz çebiçler (bir yaşındaki keçiler) kaynaktan su içerler.) Kişiliğini dürüstlük, hak, hukuk ve doğru ahlak üzerine inşa eden bireyler toplumda kısa vadede kayıp etmiş gibi görünseler de, uzun vadede en kazançlı, en gözde ve en saygın olan kişilerdir. Kişiliği ve insani yönü zayıf olan insanlar ise; su misali girdikleri her kabın şeklini alırlar. Haklının yanında değil, güçlü olanın yanında yer edinirler. Yalakalık yapmak için, durumdan duruma bukalemun gibi maskeleri değişir ve hiçbir zaman tutarlı olmazlar. Bu tarz insanlar, insanlara insan oldukları için değer vermezler. Yani insanlara önce insan gözüyle bakmazlar. Önce zengin-fakir, çocuk-yaşlı, kadın-erkek olarak bakarlar. Ve böylesi bir bakış açısında; ne olursa olsun, karşılarındakinin insan olmasından ve insanlığından çok, mevcut durumu önem arz eder.Yani bunlar için, insanların insanlığı değil, statüleri ve görünen sahte ve aldatıcı yüzleri önemlidir. Paradoks olan da; bu tip insanların değersiz insanların verdiği değerden olsa gerek; kendilerini değerli sanmalarıdır. Böylesi insanların sözde saygınlığı, maskesini oluşturan güç var olduğu sürece, değersiz insanların nezdinde devam eder. Oysa böylesi insanlardan ve onlara değer verenlerden değersiz ve zavallı kimse yoktur. Şu çok iyi bilinmelidir ki; insanlar toplumda kendileriyle ilgili oluşturdukları izlenim, herkes tarafında iyi ya da kötü genel bir algı oluştururlar. Farkında ya da farkında olmadan toplum, her kişi için uygun bulduğu ‘‘tek kelimelik’’ tanımlama, o kişinin topluma ve çevresine yansıttığı gerçek yüzüdür. Ve o ‘‘tek kelimelik’’ sıfat o kişinin toplumdaki ‘‘kimliğidir’’ adeta. Her insanın bulunduğu toplumda ve kendi çevresinde o insanı simgeleyen, o insanla özdeşleşen ve o insan hakkında bilgi veren, o ‘‘tek kelimelik sıfat’’ o insanın karakterini, nasıl biri olduğunu izah etmeye yeter. Yani insanlar bulundukları toplumda ve çevrede onları tanımak ve tanımlamak için ‘‘tek bir sözcük’’ yeterlidir. Örneğin, bir kişi için nasıl biri diye sorulduğunda, cevap yalancının tekidir, ikiyüzlüdür, üçkâğıtçıdır, sahtekârdır, yalakadır veya tam tersi; dürüsttür, adaletlidir, güvenilirdir, saygındır, iyidir vb. sözcüklerden bir tanesini o kişi için telaffuz edildi mi, başka hiçbir açıklama gerekmez. Yani o kişinin, nasıl bir karakter olduğunu bilmek için, o sözcüğün üstüne bir ekleme yapmaya lüzum yoktur. Kısacası, iyi ya da kötü ‘‘tek bir kelime’’ çok şey anlatır söz konusu olan kişi için. İşte, bütün bunlar bir insanın kişiliği ve karakteri ile ilgili bir durumdur. Olumlu ya da olumsuz tek bir sözcük, o insanın toplumdaki konumunu ve değerini tesbit etmeye yeter. Peki, siz hiç düşündünüz mü sizi tanımlayan ‘‘tek kelime’’ hangisidir diye? Ya da gittiğiniz yeri mi; yoksa terk ettiğiniz yeri mi ? Mutlu ediyorsunuz. Bir düşünün bakalım… Bu makale 2080 kez okundu Yükleniyor...
Yorumlar yüklenirken lütfen bekleyiniz...
|