|
SON DAKİKA
Tatvan'da Kaza:1 Ölü,1 Yaralı
Memurlar Bitlis'te Hayatı Durdurdu!
Bitlis'te 35 Korucu Silah Bıraktı!
Korucular İçin Geniş Çaplı Operasyon
Siyasi Müzakere mi Muharebe mi ?
Bedirhan Epözdemir epozdemir1@gmail.com
Çoğu kez yüreğiniz acıyla burkuluyor. Elleriniz kalem tutamıyor, parmaklarınız bilgisayarınızın tuşlarına basma yetisini yitiriyor.
Kahrolası ölüm haberleri, gözyaşları, kan damlaları dünyanızı karartıyor. Ve savaş tacirleri, her soydan ve boydan bezirgânlar avuçlarını ovuşturuyorlar. Cirit atıyorlar, dört bir yanda. Tek yanlı değerlendirmeler, yeni kıyım ve kırım planları. Yine etraf toz-duman. Yine her şey allak-bullak. Bu nedenle günü, gündemi yakalamak oldukça zor. Bir olay, gelişen bir olgu üzerinde yoğunlaşırken yahut yorumlamaya kalkarken birden gündeme bomba gibi düşen bir haber zihinlerinizi allak-bullak ediyor. Bu nedenle oldukça kaygan bir zeminde yaşadığımızı söylersek, pekte abartmış olmayız. Yarın ne olacak, hangi olayla, hangi acı haberle uyanacağız belli değil. Çünkü bir karanlık güç bizi hızla karanlık amacı için kaosa sürüklüyor. Belli ki bu coğrafyada umuda kıyanlar var. Belli ki özlemler yeşermesin diye barış ve kardeşliğe set çekmek isteyen, kirli emellerin peşinde koşmak isteyenler var. Son dönemlerde Türk Tv. ve Medyasını izlemek adeta bir çile oldu. Acaba yeryüzünde bu derece gerçeklerden uzak, tek yanlı, savaş kışkırtıcılığı yapan, ırkçılığı pompalayan, savaş bezirganlığını meslek edinen, ettik değerleri çiğneyen ölümü kutsayan bir medya var mıdır? Acaba yeryüzünde “Sayın” gibi insani terimleri cezalandıran, “Cani, katil” gibi belirlemeleri taltif eden bir ülke var mıdır? Yapılan çoğu analiz ve yorumların dibi boş, yüzeysellik ve kalitesizlik sırıtıyor. Tv. Programlarına konuşmacı olarak çıkarılan ve adeta değişmeyen abonmanlar, sözüm ona Türk ve Kürd aydınları adeta boşlukta kulaç atıyorlar. Ve hep amalı, fakatlı engin analizler yapıyorlar. Öyle ye bir sorunu yüzeysel kavramışsanız, çilesini-belasını çekmemişseniz, her dönemde hep kenarda köşede seyirci olarak izlemişseniz, yanı elinizi taşın altına koyma yürekliliğini göstermemişseniz, bakışınız kısır, analiz ve yorumlarınız cılız kalır. Artık yaşadığımız bu trajedik süreçte çoğu yorum ve değerlendirmeleri akıl tutulması diye izah etmek olanaksız. Çünkü akıl olan yerde tutulur. Eğer “öl, öldür savunuculuğu” kutsanıyor ve revaçta ise bu demektir ki bir insanlık trajedisi yaşıyoruz. Ve hep merak ediyorum, acaba ölen her insanın, akan her damla kanın beraberinde daha çok ırkçılık, daha çok gericilik ve en önemlisi de geleceğimizi daha çok karartacağını ne zaman anlayacağız? Bu nedenle hiç kimsenin ama kesinlikle hiç kimsenin gerilim yaratmaya, toplumun sinir uçları ile oynamaya hakkı yok. Bu kirli savaşta Kürdü ile türkü ile aynı gemideyiz. Batarsak hep beraber batacağız. Esenliğe çıkarsak hep beraber esenliğe çıkarız. Bu nedenle hiç kimsenin lüksü yok. Herkesin sorumlu davranması gerekir ve bu sorumluluktan dolayı elini taşın altına koymak zorunda. Herkesin diline dikkat etmesi lazım. Bu ülkeyi yönetenler kışkırtıcı ve aşağılayıcı söylemlerinden vazgeçmelidirler. Medya öncellikle savaş dilini terk etmeli, ırkçı, şoven, komplocu, yalan-dolan haber ve yorumlarından vazgeçmelidir. Unutulmasın, eğer siz başkalarının kimliğini ret ve inkâr ederseniz, salt kendi siyasal kimliğinizi geliştirirseniz, kendi kimliğinizin peşinde koşarsanız, bu aynı zamanda öbür kimlikleri kendi kimliğinizin egemenliğine sokmuş olursunuz. O zaman bu ülkenin en önemli ve temel sorunu olan Kürd sorununu çözme diye bir derdiniz yok demektir. Kürd sorunun çözümü aynı zamanda Türk sorunun çözümünü de beraberinde getirecek yeti ve uzak görüşlülükten yoksunsunuz demektir. O zaman geminin batmasının müsebbibi siz olursunuz baylar. Kürd sorunun çözümü ülkedeki demokrasi sorunun çözümüdür. Bu çözüm esenliğin ve barışın sibopu olacaktır. Milliyetçi ve ırkçı söylemler beraberinde gerilim ve çözümsüzlük getirir. Unutmayın, kışkırtıcı ve ırkçı değerlendirmeler karşıtını doğurur. Ulusal ve uluslar arası koşullar artık hiçbir sorunun zorla çözümüne olanak tanımıyor. Kürd sorunu da artık ret ve inkârla, zor ve baskı ile bastırılamaz. Kürd halkı er veya geç demokratik-barışçıl yollarla ulusal demokratik haklarına kavuşacaktır. Eski yöntemlerde ayak diretmek, “Yeni Şark ıslahat” planları peşinde koşmak, hatta 90’ları hayal etmek nafile. Süreç elbette ki zorlu geçecek. Ama doğum normal olursa hayırlı ve olumlu sonuçları beraberinde getirecek. Bu nedenle diklenmeden dik durmak gerekir. Bu nedenle geniş soluklu, hoşgörülü olmak, aktörleri ve faktörleri yerli-yerine ustaca kullanmak gerekir. İleri demokrasi vadedenler de gaza gelmeden gazi almalıdırlar. Düğüm mutlaka çözülmeli. Kuşku olmasın ki düğümü çözmenin tek anahtarı, siyasettir. Ama hiçbir zaman unutmamak lazım; Siyasetle müzakere edilir, muharebe yapılmaz. Bu makale 1773 kez okundu Yükleniyor...
Yorumlar yüklenirken lütfen bekleyiniz...
|