|
SON DAKİKA
Tatvan'da Kaza:1 Ölü,1 Yaralı
Memurlar Bitlis'te Hayatı Durdurdu!
Bitlis'te 35 Korucu Silah Bıraktı!
Korucular İçin Geniş Çaplı Operasyon
Polisler, Bisikletimi Parçaladı Anne!
Metin Serhat metinserhat76@gmail.com
Yer, Mardin’in Nusaybin ilçesi. Tarih, 26.06.2011.
Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğu milletvekili, Sayın Mehmet Hatip Dicle’nin vekilliğinin düşürülmesi üzerine, tepkilerini dile getirmek amacıyla, halkın sokaklara döküldüğü bir gün... Ülkenin dört bir yanında olduğu gibi basın açıklaması yapıldı, yürüyüş düzenlendi… Bunu bile çok gören, bunu bile hazmedemeyen AKP ve onun kolluk kuvvetleri, bu yürüyüşleri engellemek üzere kitleye müdahalede bulundu. Sokaklar, caddeler savaş alanına döndü. Halk ve polisler çatışma halinde… Polislerin gaz bombalarına, biber gazlarına, tazyikli sularına, gençler de taşlarla karşılık veriyorlar… Tabi sokaklarda polislere karşı çatışma halinde olanlar sadece gençler değil. Ağabeylerine ablalarına destek vermek üzere, gençlerle beraber sokaklara dökülen bir de çocuklar var… Kimisi oyun oynamayı bırakıp da gelmişti belki. Kimisi parka gitmek yerine, bu çatışmalı sokaklarda bulunmayı yeğlemişti. Zaten bu çocuklardan biri bisikletiyle gelmişti eylem alanına… Belki de kendisi için dünyanın en kıymetli varlığıydı bu bisiklet. Belki de bisikletini hiçbir şeye değiştiremeyecek kadar çok seviyordu… Bir bisiklete sahip olmak bile bir çocuğu Nusaybin gibi bir yerde, diğer çocuklardan ayrıcalıklı hale getirebilir… Toplasanız, Nusaybin’de bisikleti olan kaç çocuk var ki zaten… Kendisi için bunca değerli bir varlığı(bisikletini), böylesi tehlikeli bir alana getirebilen bir çocuk, belli ki Hatip amcasının özgürlüğünü daha değerli buluyor. Çünkü hatip amcası, onun iradesi, vekili, halkının temsilcisi, bir yerde onun onuru… Hatip amcasını, kendilerinin ve halkının özgürlük simgesi, mutlu yarınlarının umudunun bir parçası olarak gören bu çocuklar, en çok değer verdikleri varlıklarıyla çıkmışlardı polislerin karşısına. Zırhlı panzerlere karşı, iki tekerlekli bisiklet… Derken basın açıklaması okunmuş, yürüyüş yapılmış ve kitle dağılmak üzereyken, polisler tarafından biber gazları, tazyikli sular sıkan panzerlerle yapılan saldırıya maruz kalmışlardı. Artık alan, polislerle gençler arasındaki çatışmalı bir ortama dönüşmüştü. Tabi bir de gençleri yalnız bırakmak istemeyen çocuklar vardı alanda… Bir süre devam eden çatışmadan sonra polis, çocukların bulunduğu alana saldırmış ve çocuklar kaçmak zorunda kalmışlardı. Çocuklardan bir tanesi, kendisi için çok kıymetli olan bisikletini, kendisiyle beraber götürecek fırsatı bulamadan, bisikletini de bırakıp kaçmıştı. Bu bisiklet, çocuklara karşı öfkeden gözü dönmüş olan polisler açısından büyük bir ganimetti. Aldığı bu ganimeti, uzaktan kendisini izleyen çocukların gözünün önünde panzerin tekerleklerinin altına yerleştirip, sonra da direksiyona geçip, panzerle defalarca bisikletin üzerinden geçti. Çocukların gözlerinin içine baka baka, adeta zevk alarak yapmıştı bunu… Panzerin yanında bekleyen diğer polis ise, el işaretleriyle çocukları yanına çağırıyordu. Peki çocuklar bu çağrıya uyup, polislerin yanına gitselerdi, ne olurdu? Tabi ki yaşlarına bakılmaksızın gözaltına alınırlardı… Ne de olsa, günümüz Türkiye’sinin “ileri demokrasisi” bunu gerektiriyordu… Daha sonra olaylar sona ermiş, polisler panzerlerini geri çekip, alanı terk etmişlerdi. Alanda geride kalan görüntü, o ana kadarki alışılmış görüntülerden biraz daha farklıydı. Yağışı yeni dinmiş bir doluyu andıran taşlarla dolu yolun ortasında; parçalanmış, gövdesi ve tekerlekleri bükülmüş bir bisiklet… Gövdesinden ayrılmış tekerlekleriyle orta yerde bulunan bisiklet, can çekişir gibiydi. Bisiklet, bu çocukların üzerinde yaşadıkları kutsal toprakları andırıyordu adeta… Bisikletini izlemekte olan çocuğun yüz ifadesine dikkatli baktığımda, “POLİSLER BİSİKLETİMİ PARÇALADI ANNE!” der gibiydi adeta… Bisikletini bu halde gören çocuk belki de çok üzülmüş, yüreği parçalanmıştı. Ama olsundu. Geleceği ve özgür yarınları için büyük bir değer ifade eden Hatip amcası ve onun yol arkadaşları için değerdi. Keşke bu ülkenin yetkili organları da, bisikletini yitiren bu çocuk gibi, dünyada en çok değerli olarak bilenen şeylerden çok daha değerli, çok daha öncelikli şeylerin olduğunun farkına varsalardı… İşte o zaman bu sorunların çözümü, belki de daha kolay ve daha erken olurdu… Bu makale 1107 kez okundu Yükleniyor...
Yorumlar yüklenirken lütfen bekleyiniz...
|