|
SON DAKİKA
Tatvan'da Kaza:1 Ölü,1 Yaralı
Memurlar Bitlis'te Hayatı Durdurdu!
Bitlis'te 35 Korucu Silah Bıraktı!
Korucular İçin Geniş Çaplı Operasyon
Deprem Travması Yaşayanlar Hastaneye BaşvuruyorVan ve Erciş'te yaşanan depremlerin en fazla hissedildiği illerden olan Bitlis'te, deprem travması yaşayan çok sayıda vatandaş, Bitlis Devlet Hastanesi'ne başvurdu.
Bitlis Devlet Hastanesi'nde görev yapan Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ramazan Köksal, gazetecilere yaptığı açıklamada, deprem sonrası oluşan travma nedeniyle, kentte yaşayan çok sayıda vatandaşın hastaneye başvurduğunu söyledi.
Depremin yaşanmasından sonra hastaneye başvuran insanların çoğunda, panik, korku, uykusuzluk ve her an deprem olacağı hissi geliştiğini ifade eden Köksal, şöyle konuştu: "Bu tür durumlarda çocuklar daha fazla etkileniyor. Fakat henüz bize 12 yaş altındaki çocuklardan gelen hasta olmadı. Depremden daha çok erişkinler etkilenmiş. Erişkinlerin korkuları çok fazla. Biz buna akut stres tablosu diyoruz. Bu tarz büyük depremlerde çok sık gördüğümüz bir durum. Bu tarz büyük afetlerde en çok çocuklar etkilenir. Çocukların hastaneye neden getirilmediği yönünde bir fikrim yok. Belki de aileler çocuklarının korkularını gözlemlememiş olabilir. Çocuklarda depremin izleri ilerleyen zamanlarda, yani erişkin dönemlerde ortaya çıkar. Şimdi akut stres bozukluğu ya da travma sonrası ortaya çıkmayabilir. Ama ilerleyen zamanlarda depresyon ve anksiyete bozuklukları için bir risk faktörü olabilir." Polikliniğe en fazla Bitlis ve çevresinde yaşayan insanların başvurduğunu, deprem bölgesinden gelen hasta sayısınınsa çok az olduğunu kaydeden Köksal, artçı sarsıntıların dahi insanlarda ciddi bir korku ve panik tablosuna yol açtığını bildirdi. Köksal, "Baktığımız hastaların büyük bir bölümünü, depremden etkilenen insanlar oluşturdu. Kadın ve erkek oranı değişmiyor. Bu erişkin hastalarda korkunç bir şekilde kaçma davranışı var. Bunlar büyük binalara, dar alanlara giremiyor. Genellikle tek veya iki katlı evleri tercih ediyor. Böyle bir kaçma davranışları söz konusu" dedi. "Çocukların yaşamı alt üst oldu" Depremde çocukların daha fazla etkilendiğini belirten Köksal, çocuklarda altını ıslatma, gece korkuları, yalnız kalamama, öfke, sinirlilik ve denetim bozukluğu gibi tabloların görülebileceğini dile getirdi. Depremin merkez üssü olan Van ve Erciş'teki çocukların sarsıntıdan ve çevrede olup bitenlerden ciddi anlamda etkilendiğini bildiren Köksal, şunları ifade etti: "Depremde Van ve Erciş'te yaşayan çocuklar çok fazla etkilendi. Çünkü hayat birden bire alt üst oluyor. Van'da yaşam diye bir şey yok. Depremin ardından çadır kent ortaya çıktı. Çocukların buna adaptasyon sağlaması çok zor. Erişkinler bu konularda daha donanımlı. Erişkinleri bir binadan alıp bir çadıra götürebilirsiniz. Ancak çocukların buna adaptasyonu zor." Köksal, endişe, korku ve panik halinin her insanda olabileceğini, uykusuzluk, sık ağlama, huzursuzluk, gece kabus görmek ve uyanmak, panik hali gibi şikayetleri olan çocukları da mutlaka bir psikiyatr doktorunun görmesi gerektiğini kaydetti. Köksal, "Deprem anında, anne ve babaların kaygısı, direk olarak çocuklara yansır. Anne baba ne kadar çok kaygılanır ve sarsıntıya, ne kadar çok tepki gösterirse, çocukta ortaya çıkan korku da o denli fazla olur. Ama bunu anne ve babalara anlatamayız. Bunlar insani tepkidir. Sarsıntı anında insanlar korkar, dua eder, dışarı kaçmaya, bağırmaya çalışır. Bu durumlar çocukları daha fazla etkiler" diye konuştu. Polikliniğe başvuranların çoğunun ağır düzeydeki hastalar olduğuna dikkati çeken Köksal, bu hastaların evinde hiçbir zaman huzurlu oturamayan, uykusuzluk yaşayan, her an depremi düşünen, sürekli kaygı duyan ve korku taşıdığını kaydetti. Hastaneye akut stres bozukluğu tablosu gösteren hastaların geldiğini ve bunlara psikoterapi veya ilaçla tedavi uygulandığını belirten Köksal, şöyle konuştu: "Poliklinik ortamında psikoterapi yapma şansımız yok. Çünkü hasta sayısı çok fazla ve hepsine yetişmek mümkün değil. Psikoterapi için ekipman gerekiyor. Bunun için hastanın durumlarına göre, kısa süreli iki veya üç haftalık ilaç tedavisi başlıyoruz. Hastalarla sık sık görüşüyoruz. Çünkü bunlarda travma sonrası stres bozukluğu ortaya çıkar mı veya çıkmaz mı diye bekliyoruz. Travma sonrası stres bozukluğu ortaya çıkmışsa, bunun tedavisi zor oluyor. Çünkü yoğun bir ilaç tedavisi gerekiyor. İmkanlar varsa psikoterapi yapılması lazım. Bu uzun süren bir tablo. Kişi hayatı boyunca bu hastalığı beraberinde taşıyacak. Ömür boyu yüksek binalara girdiğinde tedirginlik yaşayacak, en ufak bir sarsıntıda yoğun bir korku yaşayacak. Gece rahat bir şekilde uyumayacak. Bu deprem ve sarsıntı anı sürekli kabus olarak rüyalarına gelecek." Artçı sarsıntıların psikolojik travmayı artıracağını kaydeden Köksal, bu sarsıntıların hastalarda depresyon geliştirme ihtimalinin yüksek olduğunu ifade etti. Köksal, "Bu hastalar çevreye zarar vermezler. Ancak depresyon tablosu ortaya çıkarsa, ilerleyen zamanlarda intihar etme olasılığı ortaya çıkar. Bu nedenle çok dikkatli olmak gerekiyor. Muhakkak bu kişilerin tedavi olması gerekiyor. Bu hastalar bir miktar ümitsiz ve sinirli olurlar" dedi.
İLGİLİ HABERLER
İlgili Haberler
|