|
SON DAKİKA
Tatvan'da Kaza:1 Ölü,1 Yaralı
Memurlar Bitlis'te Hayatı Durdurdu!
Bitlis'te 35 Korucu Silah Bıraktı!
Korucular İçin Geniş Çaplı Operasyon
Ulu Cami Restorasyon Rezaletiİlimiz tarihi itibariyle açık müze alanına dönüştürülebilecek bir şehirdir.
Özcan Erboy* Yazdı
Bitlis ilimiz tarihi kaynaklardan aldığımız bilgilere göre; tarihte gerek mimari yapısı gerek yetiştirdiği âlim ve bilge insanlarına bakıldığında 1915 yıllarına kadar önemini sürdürmüştür. Bu tarihten sonra Birinci Dünya Savaşının ardından önce Rus işgali ve Ermeni olaylarıyla başlayan çarpışmalar ve ardından başlayan işgal süresi içerisinde şehirde ki birçok tarihi yapılar tahrip edilmiştir. Hatta işgalden sonra Bitlis’te bir tarihi kıyım da yapıldığı söylenebilir. Savaştan sonra Ermenilerin katliamından kaçan Bitlisliler muhacir olarak gittikleri yerlerden dönmeyince onların ardından kalan evler tahrip olmuş şehir tam anlamıyla bir harabeye dönmüştür. Hatta Atatürk Bitlis’in düşman işgalinden kurtuluşundan sonra şehre geldiğinde Bitlis’i “Pompei” harabelerine benzetmiştir. Savaş yıllarından sonra Bitlisliler 1950’li yıllara kadar şehri yeniden inşa etmeye başlamışlar, yapılarda yine eski malzemeleri kullanmaya devam etmişlerdir. Bu şekilde eski tarih muhafaza edilmişti. Bu tarihten sonra özellikle de 1960’tan sonra köylerden gelen göçle beraber şehrin nüfusu artmıştır. Nüfusun artışıyla beraber çarpık kentleşme başlamış, şehrin mimari yapısında bozulmalar olmuştur. Güzelim kesme taş evlerinin yerlerini yavaş yavaş yarı betonarme evler almaya başlamış ve toprak damların yerini beton damlar almıştır. Sit alanı içerisinde yer alan bu evler gittikçe yok olmaya başlamıştır. Zamanla bu tarihi yok olmanın önü tutulamamış, açılan yeni dükkânlar ve yapılan her bir yapı tarihimizden bir parça daha bizden almıştır. Ne yazık ki gerek siyasiler gerekse Bitlis’te güç dengelerini elinde bulunduranlar bu duruma göz yummuşlardır. Güzel şehrimizin minareleriyle meşhur olduğunu herhalde bilmeyen yoktur. Buna rağmen maalesef minarelerimiz bile tahrip olmaya mahkûm olmuştur. Son zamanlarda eski yapıların korunması için başlatılan restorasyon çalışmaları bile tarihimizin yok olmasını engelleyememiştir. Örneğin; Yaptığım araştırmalar sonucunda 1970 yılının başlarında yıldırım çarpması sonucu üst kısmı zarar gören Bitlis’teki Ulu Cami’nin minaresinin restore edilmesi sırasında aşağıda da görüldüğü üzere aslına uygun yapılmadığı, o eski ihtişamlı minarenin yerini çok sıradan bir minarenin aldığını teşhis ettim. Minarenin üst kısmında yer alan motifler, işleme ve bölümlerin restore yerine direk yok edilmiştir. Öte yandan restorasyon sırasında üst kısmın yok edilmesinin yanı sıra eski tarz minarelerde rastlamadığımız tarzda başka eklemeler yapılmıştır. O dönemde buna göz yuman başta Vakıflar Bölge Müdürlüğü, Bitlis Valiliği, İl Kültür Turizm Müdürlüğü, İl Müftülüğü, Belediye vs. bundan sorumludur. Henüz restorasyonu devam eden Ulu Cami minaresi ve başka birçok tarihi yapı eski haline döndürülmelidir. İlimiz tarihi itibariyle açık müze alanına dönüştürülebilecek bir şehirdir. Ama maalesef idarecilerin sorumsuzluğu yüzünden bugün şehrimiz tarihi bir soykırımla karşı karşıyadır. Yeni projelerden bahseden ve birçok tarihi eseri restore etmeye çalışan yetkililer bence ilk yapacakları iş Ulu Camii minaresinin orjinal haline dönüştürülmesi olmalıdır. Minareleriyle ünlü bu şehrimize en güzel hizmet bence bu olmalıdır. Bu görevi yerine getiren yetkililere en büyük desteği yine de Bitlisliler verecektir. * Tarih Araştırmacısı ve Bitlis nostaljik resim koleksiyoneri. ![]() Minarenin Yeni Hali ![]() sahipsiz bir kentselma eren , 5 ay önce yorumladı
tarihi eserlerini böyle tahrip etmiş bir şehir örneği ben bulamıyorum bu kadar fazla tarihi yapının bir arada olduğu başka bir şehir yok ülkemizde ama biz bitlisliler nedene sanki bu tarihi yapılarımızı yok etmek için büyük bir özveri ve çaba harcamışız ne acı değil mi? yazıklar olsun alican , 6 ay önce yorumladı
Bitlisliler her şeye duyarlılarda tek bir şeye duyarlı değiller tarihi eserlerine çok yazık
İLGİLİ HABERLER
İlgili Haberler
|