|
SON DAKİKA
Tatvan'da Kaza:1 Ölü,1 Yaralı
Memurlar Bitlis'te Hayatı Durdurdu!
Bitlis'te 35 Korucu Silah Bıraktı!
Korucular İçin Geniş Çaplı Operasyon
Sahipsiz Kalmış 'Tarihi Bitlis Evleri'
Özcan Erboy derin_zagros@hotmail.com
Değerli Bitlis News okuyucuları hepinize en başta merhaba derken bir yandan da ilimizin tarihiyle ilgili küçük bir giriş yapıp, ardından ilimizin yok olmaya yüz tutmuş eserlerinden özellikle “tarihi evler ve kesme taş işçiliği” sorununa değinmek istiyorum.Unutulmamalıdır ki bir Kenti özel kılan en önemli yapıların başında hiç şüphesiz evleri gelmektedir.
Bitlis ilimiz, Tarihi 7 bin yıla dayanan ve birçok uygarlığa ve medeniyetlere ev sahipliği yapmış bir şehirdir. Bitlis’in tarih kokan evlerinin önünden veya ihtişamlı kalesinin yakınlarından geçerseniz kendinizi yüzyıl öncesinin Bitlisinde hissedersiniz. Bitlis kalesinin o ihtişamlı ve dik duruşu size Şerefxan’ı belki de Yusuf Ziya Bey’i hatırlatır. Bugün Bitlis toprağını elle eşeleseniz bile bu tarihi hissedeceksinizdir. İşte böylesine taşı toprağı, evi ve hatta havası tarih kokan bu şehrin gelin görün ki birçok tarihi eseri harap edilmiş, birçoğu orjinalliğini kaybetmiş kısacası canlı bir tarih göz göre göre sahipsizliğin kurbanı olmuştur. Fotoğraf koleksiyonerliğine duymuş olduğum ilginin bana kazandırdıklarından biri de; Bitlis’in 60-70 yıl önce farklı yerlerinden çekilmiş fotoğrafları dikkatlice incelenip şu anki haliyle kıyaslandığında; başta Zeydan, Avelmeydan, Sapkor, Saray mahallesi olmak üzere daha birçok yerdeki zarif Bitlis evleri ve konakları tek tek yok olmuş. Yine aynı Bitlis’in 35-40 yıl önce çekilmiş resimlerine baktığımda henüz Bitlis’te ciddi bir betonlaşma olmadığını görmekteyiz. Bu resimlerde bugünkü mevcut Kale altı Çarşısı, Kızılmescit mahallesi, Mahallebaşı, Zeydan, Sapkor ve saray mahallerinde ve hatta Dideban’ın yamaçlarında kesme taş Bitlis evlerini net bir biçimde görmemiz mümkündür. Bu bahsettiğim noktalardan bugün bir fotoğraf çekip eski fotoğraflarla yan yana koysanız emin olun aynı yerler olduğuna ne siz inanırsınız ne de başkasını inandırabilirsiniz. İlkokulu bitirdiğim 1990 yılında eski Bitlis Emniyet Müdürlüğü’nün askerlik şubesine yakın tarafında kesme taş işçiliğinin güzel örneklerinden olabilecek terk edilmiş büyük bir ev vardı. Daha sonra bu evin taşlarının teker teker söküldüğünü ve kamyonlara yüklenerek başka evlerde veya bahçe duvarlarında kullanmak için götürüldüğünü hiç unutamıyorum. Yıllar içinde kesme taş ve kemerli avlu girişlerine sahip o güzelim tarihi evlerimiz ya taşları sökülerek yok edildi ya da beton dam, çimento sıva gibi betonarme yapılaşmayla aslı yok edildi. ![]() Maalesef şunu üzülerek söylemek durumundayım, Biz Bitlisliler tarihimizi, tarihi varlıklarımızı, ata yadigârı Bitlis evlerimizi, kültürel değerlerimizi ve hatta meşhurluğuyla övündüğümüz minarelerimizi bile koruyamadık. Bitlis’in hızla betonlaşmasına seyirci kaldık, hatta betonlaşması için yoğun gayret sarffettik. Zamanın yöneticileri gereken önlemleri almış olsalardı beklide bugün şehrimiz, aynı Mardin’de veya Urfa’da olduğu gibi istenilen turizm potansiyeline erişmiş olurdu. Ama maalesef durum apaçık ortada... Hadi dışarıdan gelen Valileri, Müdürleri anladık. Peki ya şu belediye başkanlarımız ne olacak? Allah rızası için biri çıkıpta demezmi “şehrimizin güzel bir tarihi dokusu var ben ne olursa olsun bu dokuyu muhafaza etmeliyim veya bu dokuyu açığa çıkarmalıyım” diye… Ve yine maalesef şu ana kadar hiçbir belediye başkanı bunu dememiş veya dese bile etkisiz kalmış. Belediye başkanları ile beraber halkımızda bu duruma duyarsız kalmış. Hatta eline fırsat geçende “bir darbede ben vurayım” demiş. Devlet-Halk sırt sırta verip hep birlikte bu 7 bin yıllık hazineyi yok etmiş. Bu yaşananlar bir yana memleket hasreti çeken bir Bitlisli olarak beni en çok üzen durum ise memleketten uzaklarda 3-5 Bitlisli yan yana gelip şehrimizin birçok güzelliğinden bahsederken o cümlelerin arasına ilimizin tarihi yapılarıyla ilgili tek cümleye yer vermeyiz. Aynı şekilde birçok haber sitesinde yazarlık yapan Bitlisli yazarlar köşelerinde kendilerine eski Bitlisliler, Yerli Bitlisliler şeklinde anlattıkça anlatırlar. Ama o eski Bitlisli, dilinden düşürmediği Ulu Cami’nin aslına uygun restore edilmediğinden bahsetmiyor. Bitlisin tarihi evleri, minareleri, çeşmeleri, konakları birer birer yok edildi kimsenin umurunda bile olmadı. Şimdi çıkıpta kendini aydın olarak halka sunan o değerli yazarlarımıza sormak istiyorum: Sizlerin gözleri önünde bir tarih yok edilirken siz ne yaptınız. Yoksa siz sadece işinize gelen alanlarda mı “aydın” sınız? Bu kadar tarih katliamı ve yozlaşmaya rağmen hala ilimizde ayakta duran eserler de yok değil. Bundan sonra başta Resmi kurumlar olmak üzere işadamlarımızla birlikte tüm Bitlisliler olarak memleketimize hak ettiği muamaleyi göstermek durumundayız. Bir taraftan ben Bitlisliyim deyip ve Bitlisli olmaktan gurur duyup bir taraftan da memleketin için hiçbir şey yapmamak sizce ne kadar samimi bir durumdur? Yıllardır Bitlis dışında yaşayan biri olarak görüyorum, batı illerinde kurulan Bitlis dernekleri senede onlarca kez etkinlikler düzenleyip bir araya gelirler. Bu tür organizasyonlarda ilimizin yok olmaya yüz tutmuş tarihine dikkat çekilmiş olunsaydı belki de şimdi her şey çok farklı olabilirdi. Hepimiz çok iyi biliyoruz ki Tarihine, diline ve kültürüne sahip çıkamayan toplumlar tarih sahnesinden ezile-bölüne yok olmaya mahkûmdur. Tarihe şöyle bir baktığımızda kendi tarihine sahip çıkamadığı ve o mirasa sahip çıkmadığı için yok olup giden pek çok ulus-devlet görmek mümkündür. Ve biliyoruz ki, Tarih bilinci dünü yarına taşıyan bir kültür köprüsüdür. Dününü bilmeyen yarınını nasıl bilecek? İşte böyle olumsuz bir durumla karşı karşıyayken biz Bitlislilerin buna sessiz kalması hiçbir şey yapmadan izlemesi memleketine ve atalarının değerlerine karşı bir ihanettir. Eğer kendimize bunu söyletmek istemiyorsak hep birlikte sırt sırta verip Valisiyle, Belediyesiyle, Sivil Toplum örgütüyle, iş adamıyla, aydınları ve tüm halkıyla Bitlislilerin bu emanete sahip çıkması gerekiyor. ![]() Bu makale 2292 kez okundu Yükleniyor...
Yorumlar yüklenirken lütfen bekleyiniz...
|