|
SON DAKİKA
Tatvan'da Kaza:1 Ölü,1 Yaralı
Memurlar Bitlis'te Hayatı Durdurdu!
Bitlis'te 35 Korucu Silah Bıraktı!
Korucular İçin Geniş Çaplı Operasyon
Tutuklu Gazeteci Sinan Aygül Yazdı...Dicle Haber Ajansı (DİHA) Muhabiri Sinan Aygül'ün parmaklıklar ardından kaleme aldığı yazısı
Geçti 'Kurdo Bireve Cendirme Hat' Devri!
Uzun zaman önce memleketin birinde bir halk yaşarmış. İşgal altındaki bu diyarın halkına karşı zulmün, baskının, işkencenin biri bin paraymış. ‘ Halk ‘ diyoruz ya, işgalciler halk demiyormuş; karttan-kurttan geliyorsunuz diyenler olduğu gibi, ‘Kuyruklu ‘ diyenler de varmış. Rivayet olur ki bu diyarda bir köye iki ‘Jandarma’ gitse, kadını erkeği çocuğu yaşlısıyla tüm ahaliyi önüne katar da inim inim inletirmiş. Sırf bu sebeple ‘Cendirme’ lafını duyan ahali kaçacak delik ararmış… Gel zaman git zaman gün geçmiş, devran dönmüş bu diyarlarda, güneş açmış, gün aydınlanmış. Dalga dalga büyümüş aydınlık ezmiş işkenceyi baskıyı zulmü. Kart-kurtu aşmışta ‘Kürt Halkı’ dedirtmiş kendine… Ve 21. Yüzyılın ilk çeyreği yıllardan 2011 bir tarafta geçmişi bin yılların ardına giden kendini küllerinde yaratmayı başaran Mezopotamya’nın kadim, direngen halkı Kürtler, öte taraftan dünün ezileni, bugünün ezeni, geçici bir süreliğine iktidarı eline geçirmiş bir avuç ne oldum delisi ‘ Şaibeli zafer’ sarhoşu… Durum; değme diktatörlere taş çıkaracak baskı, yıldırma, sindirme amaçlı ‘ Kitlesel ‘ tutuklama furyaları… Üstelik siyasetçisinden ev hanımına, belediye başkanından sokaktaki yurttaşa, gazetecisinden bilim insanına kadar neredeyse herkesi kapsayacak kadar ayyuka çıkmış bir pervasızlıkla yapılıyor bunlar. Bu durumun totaliterlikten önceki son durak olduğuna ‘ Tekçi’ zihniyetin hâkim olacağı bir dikta düzenin inşasına çalışan yarı diktatöryal bir zihniyetten kaynaklandığını hepimiz biliyoruz. Ama hesaba katılmayan bir şey var o da tüm hesapları bozacak. Dışta küresel güçlerin desteği, içte ‘Mağdur-mazlum’ demagojisi ile sağladığı halk desteği sonucu iktidara gelen ve üç dönemdir parlamentoda çoğunluğu elinde bulunduran AKP kendisini de yakacak bir ateşle oynuyor bu kez. İktidara geldiği ilk andan itibaren muhalif tüm kesimleri sindirmeyi hedefleyen AKP, demokratik çözüm vaadiyle sürekli oyaladığı Kürtler için de topyekün imha kararı almış görünüyor. Mart 2009 yerel seçimlerinden sonraki başarısını hazmedemeyip saldırıya geçen AKP iktidarının Haziran 2011 seçimlerindeki başarıdan sonra ise adeta gözleri döndü. Yönelimleri her alanda kat kat artan AKP’nin hesaplamadığı şey ise; Kürtlerin artık eski Kürtler olmadığı gerçeğidir. Boyun eğen, direnmeyen, sömürülen Kürdün yerinde artık bilinçli örgütlü politik bir ‘Kürt Halkı‘ gerçeği var. AKP iktidarı da arkasındakilerle bilmelidir ki; geçti artık ‘ Kurdo bireve cendirme hat ‘ devri. Geçmişte eli silahlı iki jandarmadan sinen Kürtler, bugün artık tanklara, toplara, silahlara karşı göğüslerini gere gere bedenlerini siper ediyor, gerektiğinde gözünü kırpmadan canını feda ediyor ve akıl-irade sınırlarını zorlayan bir irade sergiliyor. Ve bugün bu halkın tek bir amacı var: ‘Demokratik Cumhuriyet. ’Buna karşı AKP iktidarının yaptığı ise klasik baskıcı yaklaşımlardır. Ki dünyada bir ilke imza atarak bir anda onlarca gazeteciyi tutuklayarak belki de son damlayla bardağı taşırdı ve aslında Sertaç’ın dediği gibi ‘Her şey yeni başlıyor ‘… Üzerinde çokça yazılan, konuşulan mevzulara detaylı değinmeyip; yapılan son kitlesel tutuklama olan basına yönelik operasyonu kısaca değerlendireceğim sadece. Diktatörlerin, totaliterlerin vb. baskıcılar ya da buna meyilli olanların günümüzde yapacakları ilk şey yandaş basını iyi kontrol etmek ve muhalif basını susturmak olacaktır şüphesiz. Yapıla şey de tam olarak bu. AKP iktidarı yine bir şeyi hesaplamadı ki yine hesapları bozulacak. Susturmaya, yıldırmaya, sindirmeye çalıştığı basın; Özgür Kürt Basını. Sormak lazım bu işte düğmeye basanlara; acaba sizler bizi yemeğe çağırıp ‘Yedirip içirirken’ sofranızda kulağını büktüğünüz medya patronlarıyla mı karıştırıyorsunuz? Ya da bizi de çok amaçlı kullanıma uygun ‘Kiralık kalemşörleriniz ‘ gibi mi sandınız? Acaba düşünmediniz mi onlarca yıllık gelenekte bombalarla, kurşunlar, faili belli cinayetlerle büyüyen ve bunlardan korkmayanlar sizin göz altılarınızdan, kelepçelerinizden, evlere şenlik yargılamalarınızdan mı korkacaklar? Ya da korkulması şey müebbetvari tutukluluk süreleriniz mi? Halbuki adınız gibi biliyorsunuz ki Apê Musa’nın rahlesinden geçmiş hiçbir onurlu Kürt ya da Türk gazeteci size biat etmeyecektir. 90’lı yıllarda dudaklarında meydan okuyan tebessümle ölüme giden ‘Özgür basının ‘ özgür ruhlu neferlerinin bayrağını 2011’de aynı tebessümle, aynı cesaret ve aynı kararlılıkla zindana gidenler yerde bırakmadı da yarın inatla dalgalanmayacağını mı sanıyorsunuz. ? Galiba yine yanılıyorsunuz… Öncekiler baskıyı zulmetmeyi katletmeyi denediler. Çok can yaktılar, yürek acıttılar. Kirli bir geçmiş bıraktılar arkalarında. Ama bitirmek bir yana bir tek geri adım bile attıramadılar. Bugünün muktedirleri de aynı yolda aynı yöntemi uyguluyorlar. Muhammedi İslamla pek alakaları olmayan, Müslümanlığın Arapları taklit etmeyi sananlara ( Genelde diktatör olanları ) anlayacakları dilde bir nasihat: ‘ Men cennebel mücerrep halet bi hi nedame. ‘ (2) Öte yandan tüm bu hengâmenin karşısında ana akım medyada çıldırtan bir sessizlik söz konusu. Bir seferde 36 gazetecinin birden tutuklanması dünyanın iletişim bilimiyle en alakasız köşesinde bile ilgi dikkat çekicidir. Diğer bir ifadeyle haber değeri vardır. Sessizliğin boyutuna ve şekline bakılınca sorunun meslek etiği ve yüreklilikle alakalı olduğu anlaşılıyor. Bu yönelimler kırımlar karşısında sessiz kalanlar bilmelidir ki ; ‘ Em şîv hun paşîvîn ‘ (3) (1) Kürt kaç jandarma geliyor. (2) Kim denenmişi denerse sonu pişmanlık olur. (3) Biz akşam yemeği ise siz sahur yemeğisiniz. Sinan Aygül Muş E Tipi Kapalı Cezaevi
İLGİLİ HABERLER
İlgili Haberler
|