|
SON DAKİKA
Tatvan'da Kaza:1 Ölü,1 Yaralı
Memurlar Bitlis'te Hayatı Durdurdu!
Bitlis'te 35 Korucu Silah Bıraktı!
Korucular İçin Geniş Çaplı Operasyon
İlk SürgünŞehrin ileri gelenleri, Bitlis valisinin makamında toplanmışlardı. Aşiret reisleri ve bir kısım saygın kişiler, valiye diretiyorlardı. Meşhur Said, Bitlis’i derhal terk etmeliydi. Yaşı on altıydı Meşhur Said’in… Ama şöhreti ve ünü herkesi kıskandıracak seviyedeydi. “Molla Said”, “Meşhur Said”, “Bediüzzaman” gibi unvanlara o yaşlarda ulaşmak, kolay hazmedilecek bir şey değildi.
Yalnız ilim meclislerinde değil, toplum hayatında da aktif rol alıyordu. Gördüğü her haksızlığa müdahale ediyor, her problemi çözmek istiyordu. Bu da bazı menfaatlere dokunuyor, bu yüzden de etrafı art niyetli insanlar tarafından sarılıyordu.
Bitlis’teki iki aşiret arasında çıkan kavgayı önleme girişimi, bardağı taşıran son damla olmuştu. *** Uzun zamandan beri, Bitlis’in iki büyük aşiretinin hocaları ve öğrencileri arasında, kavgalar ve gerginlikler yaşanıyordu. Hocaların ve öğrencilerin bu davranışları, Bitlis halkını çok üzüyordu. Meşhur Said, şehrin valisi ve ileri gelenlerinin bile bir türlü çözemediği bir işe kalkıştı, arabulucu olmak istedi. Bu nedenle her iki tarafın ileri gelen hocaları ve öğrencileri ile konuşarak, bu toplumsal gerginliği ortadan kaldırmak için çalışmalara başladı. Ama bu görevi daha önce becerememiş şehrin ileri gelenleri bunu hazmedemedi. Bu durumun saygınlıklarını zedeleyeceğini düşünen aşiret reisleri, valiyi de arkalarına alarak Meşhur Said’i sürgün etmek istediler. Ama bu durumdan haberdar olan Bitlis’in en itibarlı âlimi Şeyh Mehmed Efendi araya girdi. “Siz ona bakmayın, o daha bir çocuktur, halk ona değil size itibar eder” diye öfkeli insanları yatıştırmak istedi. Ama Şeyh Mehmed Emin Efendi’nin bu yatıştırıcı rolü, Meşhur Said’i çok üzmüştü. Kendisine “çocuk” denmesine çok kızan Meşhur Said, Şeyh Mehmed Emin Efendi’nin huzuruna çıkarak, bu tepkisini şöyle dile getirdi: “Hocaefendi,” dedi. “Demek bana çocuk dersiniz ve beni muhatap kabul etmezsiniz? Öyleyse beni imtihan ediniz. Ben de muhatap alınacak bir insan olduğumu ispatlamak istiyorum.” Ünlü âlim Şeyh Mehmed Emin Efendi, en zor konuları, en tartışmalı hususları, çok güçlü mantık gerektirecek meseleleri bir bir sormaya başladı. Allah’ım! Böyle şey olamazdı, karşısındaki bir çocuk değil, deryalar gibi ilmi olan bir âlimdi. Aldığı cevaplar, Şeyh Mehmed Emin Efendi’yi hayret ve şaşkınlık içinde bırakmıştı. “Şimdi seni daha iyi tanıdım evlâdım” dedi. “Sana Molla Said, Meşhur Said ve Bediüzzaman unvanları boşuna verilmemiş. Eğer kabul edersen, bundan sonra ben de sana öğrenci olmak isterim. Çünkü sendeki ilim, bir insanın bir ömre sığdıramayacağı kadar derin ve yücedir. Senin gibi bir insanı bu yaşıma kadar görmedim, bundan sonra da göreceğimi sanmıyorum.” Ne yazık ki, artık herkesin Bediüzzaman olarak tanımaya başladığı Meşhur Said’in etrafındaki kıskançlık çemberi bir türlü kırılmak bilmiyordu. Kimse onun, bu çocuk yaşta, olağanüstü davranışlarına tahammül edemiyordu. Hele Kureyşî Camii’ndeki vaazlarıyla halkı oldukça etkilediği de görülünce, onu il dışına çıkarmanın yollarını aramaya başladılar. Nihayet Bitlis’in ileri gelenlerinden bazı kişiler, Meşhur Said’i valiye şikâyet ederek, onun şehir dışına çıkarılması için baskı yaptılar ve valiyi ikna ettiler. Bu gelişmeler üzerine Meşhur Said, valiyle görüşmek istediyse de ne yazık ki, başarılı olamadı. Çünkü valinin adamları: “Meşhur Said’le görüşürseniz, sizin de aklınızı çeler” demişlerdi. Vali de onlara uydu ve görüşmedi. Bitlis valisi, Meşhur Said’e ilk sürgün acısını böylece yaşattı ve onu şehrin dışına çıkarttı. Meşhur Said de Şirvan’a, ağabeyi Abdullah Efendi’nin yanına gitti. Bediüzzaman’dan Bir Hayat Kuralı
Her söylediğin
doğru olmalı. Ama her doğruyu her yerde söylemek, doğru değildir. OKUMADAN GEÇMEYİN
Meşhur Said, Meşhur Said’e karşı
MEŞHUR Said, Şirvan’da, ağabeyinin yanında ilmî çalışmalarını sürdürürken, çok enteresan bir olay yaşamıştı.
Meşhur Said’in Şirvan’da bulunduğu haberi duyulunca, çevrede büyük bir ilgi oluşarak, herkes ona koşup ilminden istifade etmeye başlamıştı. Bu yoğun ve izdihamlı günlerde bir zat, Meşhur Said’in kapısını çaldı: “Efendim,” dedi. “Sizden aşiretim adına çok önemli bir istekte bulunacağım.” “Nedir isteğin” diye sordu Meşhur Said. “Siirt’e bir âlim gelmiş. Bütün âlimleri tartışmalarda yenmiş ve herkesi susturmuş. Siirt âlimleri bu yüzden çok mahcup olmuşlar. Eğer izniniz olursa sizi Siirt’e götürmeye geldim. Onu ancak siz yenersiniz.” Bu durum, “Bediüzzaman ve Meşhur Said” isimleriyle ünlenen Molla Said’in aradığı bir şeydi. Derhal kabul edip o kişi ile yola çıktılar. Meşhur Said, yol boyunca o genci tanımak için sorular soruyordu: Boyu-posu, kılık-kıyafeti, görüntüsü, ilmi, konuşması… Beraberinde yolculuk ettiği zat, bu sorularına cevap vermeye başlayınca mesele anlaşıldı. Adamın tarif ettiği kişi kendisiydi. İkisi de şaşkınlık içinde gülmeye başladılar. Ancak bu olay tarihe geçecek kadar önemliydi. Çünkü Meşhur Said’e ancak Meşhur Said’in gücünün yeteceği anlaşılmıştı. HALİT ERTUĞRUL - Yeni Asya
İLGİLİ HABERLER
İlgili Haberler
|