|
SON DAKİKA
Bitlis'te 35 Korucu Silah Bıraktı!
Korucular İçin Geniş Çaplı Operasyon
Bitlis'te 6 Korucu Kaçırıldı!
Bitlis'te Neden Kiler Market Yok?
Modern Çağın Köleleri...
Ecz. Hüseyin Olan huseyinolan@hotmail.com
Peki bu modern çağın köleleri veya yapılmak istenenler kimlerdir;
-Bunlar Cumhuriyet tarihinin ilk kuruluşu olan Sümerbank işçileridir, -Bunlar yine Türkiye Cumhuriyet'inin ilk tekel tütün sigara fabrikalarından biri olan Bitlis'li tekel işçileridir, -Bunlar Fisko-Birlik işçileridir, -Bunlar şeker pancarı işçileridir, -Bunlar kömür madenlerinde çalışan işçilerdir, -Bunlar Demiryolu işçileridir, Kısacası hayatın her alanında işimizi kolaylaştıran emek veren,değer üreten, saygı gösteren, sevmesini bilenlerdir. Modern çağın köleleri. Çünkü çok iyi biliyoruz ki emekçi insan, sevendir, sayandır, kıymet bilendir. Ancak üretmeyen, üretimin alınterinin kıymetini bilemez.bunu bilmeyen saygıyı sevgiyi insan değerini bilemez. İşte mevcut siyasi iktidarın bugün yaratmak istediği böyle biir insan profili yaratmaktır. Ülkemizin bütün üretim alanlarını uluslararası sermayeye peşkeş çekip,uluslararası şirketlerin ülkemizde cirit attığı insanlarımızın köleleştirildiği,sadakaya muhtaç bırakıldığı duyarsız,düşünmeyen ,üretmeyen,çalışmayan bir toplum yaratmaktır. bakınız Bitlis News'in genç ve pırıl pırıl muhabirlerinin değerli milletvekilimiz Cemal Taşar beyefendi ile bir röportaj yapmışlar ve röportajın bir yerinde değerli vekilimiz aynen şu cümleyi sarfediyor; " Cumhuriyet tarihinde hiçbir parti veya hiçbir hükümet bizim gibi,farklı düşüncelere sahip bu kadar insanı bir araya toplayamamıştır." Doğru söylüyorsun sayın vekilim, gerçekten de doğru söylüyorsunuz. Çünkü düşünen ,yorumlayan,eleştiren insan bırakmadınız memlekette. İnsanları o kadar yoksullaştırdınız ki,herkes size muhtaç olmuş ve avuçlarını açmış vereceğiniz sadakayı bekliyorlar. Cumhuriyet tarihinin hiçbir döneminde insan onuru bu kadar ayaklar altına alınmamıştı sizin iktidarınızın döneminde olduğu kadar, 80 yıllık Türkiye Cumhuriyeti tarihinde insanlar hiçbir zaman dağıtılan erzak için birbirini ezmemişti mensubu olduğunuz iktidarın döneminde olduğu kadar. Ve en önemlisi Türkiye Cumhuriyeti'nin Başkenti Ankara'da Millet iradesinin temsil edildiği yerin 1 km yakınında binlerce işçi kışın ayazında -10 ve -15 derecelerde iki aya yakın sizin iktidarınızın uygulamalarına karşı durmak için naylon çadırlarda kalmamıştı sayın vekilim. 2006 yılında yürürlüğe giren ulusal tütün kontrol programı ile düğmeye basıldı. İyi kalitede tütün üretimi yapan ve sigara tüketiminde dünyada ilk 10'a giren ülkemiz, tütün kontrolü konusunda gelişmiş ülkelerdeki uygulamalar sonucunda bu ülkelerde tütün kullanımı azalmaya başlamıştır. Bu durumda tütün endüstrisi yeni pazarlar aramaya başlamıştır ve sonucunda Türkiye gibi dünyada tütün üretiminde yedinci büyük bir ülkenin pazarını 4 yılın içinde nerede ise %100 ele geçirmiş. Çarpıcı bir örnek vermek gerekir ise; 1990 yılında Türkiye'de yılda 296.000 milyon ton tütün üretilirken, sigara tüketimi 76.600 milyon tondur.Bu oran 2006 yılında üretim, iktidarın politikalarından dolayı büyük bir düşüş gösterek 98.000 milyon tona gerilemiş ancak tütün tüketimi tam tersi istikametinde artış göstererek 108.000 milyon tona yükselmiştir. Ne yazık ki günümüzde tütün üretimi nerede ise sıfıra düşmüştür. Çünkü 1991 yılında bir yandan "Tütün Mamüllerinin Zararlarının Önlenmesine Dair" yasa TBMM'de kabul edilirken diğer taraftan da yabancı sigara firmalarının ülkede sigara üretimi yapmak için fabrika kurmasına olanak veren bir başka yasa çıkarılmıştır. Böylece iktidarların politikaları yüzünden bugün ülkemizdeki sigara pazarı tamamen ABD ve İngiliz şirketlerine kalmıştır. (Türkiye'de 2009 yılında sigara pazarına %41 ile philip morris,%33 ile B.American Tobacco ve diğer geri kalan kısmına yine yabancı şirketler hakimdir.) Ve ayazda, soğukta, çadırda açlık grevi ile buna direnen modern çağın Robin Hood'lerini seyretmek kalmış Türkiye kamuoyuna. Bunlar ki eğer 4-c denen uygulamayı kabul ederlerse köleliği, açlığı ,sefaleti ,yoksulluğu kabul etmiş olacaklar. En önemlisi kendilerinden sonra özelleşecek bütün kurumlardaki işçilerinde boynuna bu kölelik halkasını takmış olacaklar. Maaşları yasal olarak 500 ile 583 TL arasındadır, sözleşmeleri 10 ayda bir yenilenir yani yılda en fazla 10 ay çalışabilirler. 4 ayda çalışabilirler tamamen işsiz de kalabilirler Bu süreyi her yıl o mahaldeki işkur belirler. Bunlar sendikalara üye olamazlar. (Gerçi geçenlerde Danıştay bu konuda önemli bir karar aldı 4-c lilerin memur kapsamında olamayacağına karar verdi. Dolayısı ile işçi sayıldıkları Ve sendikal haklarının olduğu yorumlarına neden oldu) Doğal olarak üretimden kaynaklanan demokratik haklarınıda kullanamazlar. Çünkü bunlar ne işçi nede memurdurlar bunlar özelleştirme kapsamında ortada kalanlardır ve onları bu şekilde oyalıyorlar ocak 2009 itibarı ile türkiyede 21.193 kişi bu kapsamdadır buna 10.000 tekel işçisinide dahil ederseniz 30.000 gibi büyük bir modern çağ kölesi karşınıza çıkar,(geriden gelecek olanlar hariç.) Şimdi bazı okurların hemen şunları söylediklerini duyuyorum; Başbakan bir sürü hak verdi daha ne istiyorlar. Bugün verirler yarın fazlasını alırlar onun için söylenen ve verilen sözlere fazla inanmamak gerekir. Ben bu iktidarın üç önemli Bakanının ve koskoca SGK Başkanının attıkları imzanın arkasında durmadıklarını ve bir hafta sonra caydıklarının canlı tanığıyım. Kimlerin ülkesini sevdiğini ve kimlerin kahraman,kimlerin vatan haini olduğunu tarih belirler bunu değiştirmeye hiç kimsenin gücü yetmez. Kalın sağlıcakla.... Bu makale 2515 kez okundu Yükleniyor...
Yorumlar yüklenirken lütfen bekleyiniz...
|