|
SON DAKİKA
Bitlis'te 35 Korucu Silah Bıraktı!
Korucular İçin Geniş Çaplı Operasyon
Bitlis'te 6 Korucu Kaçırıldı!
Bitlis'te Neden Kiler Market Yok?
'Kürt-Türk Kardeşliği' ve Millet Olma
Yaşar Abdulselamoğlu phadar@yahoo.com
Sayın Mümtaz’er Türköne, Zaman Gazetesi’nde Tek millet olduğumuzu, çünkü millet olmanın bir kardeşlik projesi olarak düşünülmüş olduğunu, ama devletin üniter yapısının eleştirilebileceğini yazıyor. Yani Kürtlerden, “milletin yapısına” dokunmamalarını, devletin yapısı ile ilgili siyasi projelerin ise tartışılabileceğini söylüyor. Ulusun oluşumu, ulusal kimliğin ortaya çıkışı konusunda Mumtazer Türköne ile benzer şeyleri düşünüyoruz, değişik çalışmalarımda yazdım; ulus geleneksel cemaatin çözülmesiyle ortaya çıkan kitle topluluğu için düşünülmüş bir toplum şeklidir. Toplumlar hep toplumsal bir muhayilite içinde oluşur. Bütün Kürtlerin kardeş olduğunu düşünmek de bu muhaiyelitenin bir ürünüdür. Geleneksel cemaatin çözülüşü sırasında ulus olma faktörüyle toplumu oluşturamadığı zaman, ortaya kaotik, anomalik bir durum çıkar. Bugün Kürtler içindeki durum buna benzerdir. Türk söyleminin öngördüğü; “Kürtlerin asimilasyonu”, onların türk ulus projesine zorla entegre edilişleri gerçekleşmedi. Bu nedenle, Kürtlerin normal sosyal gelişmesi ulus olmadan, yani her toplumun yaparak başardığı kendi kardeşlik muhayiletesi yaratılmadan imkansızdır ve çok zararlıdır. Kürtlerin ötekileştirilmiş olamalarının özünde de kendi kimliklerine özgür imkanlara sahip olamamış olmalarıdından kaynaklanır. Mumtazer Türköne İsvicre örneğini veriyor. Ancak, İsviçre örneğini verirken, oradaki “kardeşliğe dayanan millet olma” durumunun nasıl sağlandığına, “milleti” oluşturan ögelerin nasıl bir yapıya sahip olduğuna değinmiyor. Evet, devlet kantonlara göre örgütlenmiştir, ama her kontonun dayanmış olduğu milliyetsel kimlik bu “kardeşliğin” ve bütünün garantisidir. İsviçre milletinden bahsettiğimzde, bu milletin yapısının nasıl oluştuğunu da, bu kardeşliğin esaslarının neler olduğunu da söylemek gerekir; kardeşler birbirlerinin şeylerine el koyarak, gasp ederek, yok sayarak, ezerek bunu yapmamışlar. Her bölgede o milliyetin dili resmidir. Eğitimi diğer diller yanısıra o dilde yapılmaktadır. Kendi bayrağı da vardır. Alman kantonundan Fransız koantonuna geçin, almanca konuştuğunuzda dahi genellikle cevabınızı fransızca alırsınız. Kimsenin kendi kimliğinden, kültür, dil ve öteki milliyetsel özelliklerinden arınması, vazgeçmesi ile kurulmamış “İsviçre milleti.” Yani bu kardeşliğin dayandığı, sadece hayali değil, real şeyler vardır. Oysa, Kürtlerle Türklerin kardeşlik esasında bir milleti teşkil ettikleri görüşü bir illüzyon değilse, akıl tutulmasıdır. Hangi kardeşlik? “Türk Ulusu” denilen şeyin içinde Kürdün neyi vardır? Dilinin, kültürünün, sembollerinin, kimliğinin yok sayıldığı bir millet yapısı içinde, Kürtleri sadece yaşlanan Türk ulus-devletinin estetik ameliyat ve “kozmetik kırpılmaları” ile uğraştırmak stratejik bir manipülasyondur. Devlet kimliğimizi korumak için ortaya çıkar. Kimliğinin yok sayıldığı bir devlette Kürdün o devletle real bağları, de facto kopmuş demektir. Kendisinden bir şeyin olmadığı bir devlette, Kendisi için kürt olan birinin o devleti kendisinden sayması aptallık olur. Milletin dayandırıldığı kardeşlik soyut bir laf, bir gizem veya transendtal br değer ya da vehim değildir; somut ve açık parametreleri olan bir durumdur; kendi kimliğinin yok sayıldığı yerde onun kardeşliği yok sayılmıştır, dahası o düşman olarak adedilmiştir. Türkün millet olma söylemi boyunca Türklerin Kürtlere yaptıkları da budur. Eğer kendimizi bütün ideologemlerden, kalıplardan, siyasi manipülasyon ve oyunlardan kurtararak doğru bir ahlaki söylem dahilinde “kardeşliğin” ne olduğu, nasıl oluştuğu, bunun oluşabilmesi için nelerin yapılabileceği konuşulabilmesi mümkünse, ve herkes kardeşlik anlayışında samimi ise, bizler, günlük yaşamımız içinde belli bir kavramsal boyutu da olan “kardeşlik” sözünden hareketle, Kürtlerle Türkler arasındaki sorunun mahiyetini daha iyi anlamış olur, çözüme de o kadar yaklaşmış olabiliriz. Doğrusunu demek gerekirse, kardeşlik kavramı doğru bir şekilde açıklandığı zaman sorunun çözümü de çok kolay bir şekilde kendiliğinden anlaşılmış olacaktır. Aynı şeyi bir “düşman” nasıl yaratılır? üzerine düşünürek de yapabiliriz. Sonuç olarak, “Türk milleti” kendisini Türk olarak görenlerin “kardeşlik projesidir”. Bu proje içinde Kürt kendisini “Türk” sayarsa, “kardeştir”; bu da kendi kürtlüğünü inkar ve görmemezlikten gelerek mümkündür. “Kürt milleti” de Kürtlerin kardeşlik projesidir. Ancak, bu kardeşlik hegemonik devlet tarafından engellenmeye çalışılmıştır. Bugünden sonra, oluşturulan düşmanlıktan sonra Türk ve Kürtleri “tek bir millet” ismi altında sosyolojik olarak bütünleştirebilmek mümkün gözükmüyor. Kardeşlikten yana olanların yapması gereken en iyi şey, Kürt ve Türk uluslarının birbirlerine kardeşliği formülleri üzerinde düşünmek olur. Kürtler bunun, “Türklerin sahip olduğu şeylere”, Kürtlerin de sahip olması ile mümkün olacağı düşüncesindedirler. Türklerin nelere sahip olduklarını, Kürtlerin ise nelerden yoksun bırakıldıklarının “listesi” çok uzun olduğu için başka bir yazıya bırakalım. Bu makale 3696 kez okundu Yükleniyor...
Yorumlar yüklenirken lütfen bekleyiniz...
|