|
SON DAKİKA
Bitlis'te 35 Korucu Silah Bıraktı!
Korucular İçin Geniş Çaplı Operasyon
Bitlis'te 6 Korucu Kaçırıldı!
Bitlis'te Neden Kiler Market Yok?
İnsanım, Kürdüm; Bütün Cinayetler Gibi Hrant Dink Cinayetini de Lanetliyorum
Bedirhan Epözdemir epozdemir1@gmail.com
İNSANIM(*)
KÜRDÜM BÜTÜN CİNAYETLER GİBİ HRANT DİNK CİNAYETİNİ DE LANETLİYORUM Yazının başlığının uzun olduğunun bilincindeyim. Genel anlamda yazı başlıklarının teknik ve içerik olarak kısa, öz ve vurgulayıcı olmasının gerekli ve adetta bir kural olduğunu da biliyorum. Ama bazen olaylar ve olgular insanı bilinçli olarak kuralların dışına itebiliyor. Beni buna iten de yazının başlığından zaten anlaşılıyor.Bazen insan kafasında bir yazının çatısını kuruyor, tamda konuya yönelirken birden-bire büyük bir sarsıntı, adetta büyük bir deprem gibi her şey alt-üst edebiliyor. Bu nedenle zaman –zaman gündemin kayganlığından, irademizin dışında şekillenen gündemimizden yakınıyor ve serzenişlerde bulunuyoruz. Bizi de bire-bir yakından ilgilendiren son bir aydaki hızlı gelişmeler bunun tipik örnekleri. Gündem o kadar hızlı değişiyorki çoğu kez yakalamak olası değil. Hrant Dink’in alçakça katledilmesi de işte böylesi büyük bir deprem, böylesi bir alt-üst oluş yarattı, gündemde. Sağcısından-solcusuna, demokratinden-liberalline, muhalefettinden-iktidarına dek, içerde ve dışarda, tüm basın ve yayın organlarında, Türkler ve Kürdler, herkes, bütün kurum ve kuruluşlar olayları kendilerine göre yorumlayıp, değerlendiriyorlar. Herkesin olaya bakış açısı değişik olsa bile, herkesin uzlaştığı nokta bu insanlık dışı olayın lanetlenmesidir. Bu nedenle öncelikle bende nerden, kimden ve ne için olursa olsun, Hrant Dink’e karşı bu canice saldırıyı şiddetle lanetliyor ve kınıyorum. Başta ailesine, dostlarına, arkadaşlarına ve tüm sevenlerine sabır, metanet ve başsağlığı dileklerimi iletiyorum. Dilerimki, bugüne dek sessizliği seçen ve rahmetli Dink’in canice katledilmesiyle silkinip kendine gelen yüzbinlerin çığlığı, gürültü-patırtılara ve kaygan zeminlere kurban olmaz, sürekliliğini ve önemini her aşamada çifte standartsız, toplumun her katında korur. Dilerimki, Sessiz çoğunluğun çığlığı, yanı Türküyle, Kürdüyle, Ermenisiyle yüreği sevgi ile dolu olan bütün barışseverlerin ve demokrasi güçlerinin yankılanan gür sesi karanlık güçlerin planları yerle bir eder ve yeni Hrant Dink’leri kurban vermeyiz.İnsanım diyen herkesin, bu canice cinayetlere karşı sesini yükseltmesi insan olmanın gereğidir. Bu görev, dini, dili, rengi, cinsi, görüş ve inancı ne olursa olsun cifte standartsız her kese karşı aynı duyarlılıkla yerine getirilmelidir. Unutulmamalıdır ki bugün ödenen bedeller, geçmişte gösterdiğimiz duyarsızlıkların sonucudur. Ve elbetteki bu insanlık dışı olaylara karşı gösterilecek, her türlü barışçıl ve demokratik tepkinin meşruluğu tartışılamaz. Ama benim gerek daha önce ve özellikle bu olayda dikkatimi çeken, bazı Kürd yazar, çizerlerinin, kişiliklerinin ve bazı çevrelerin gösterdikleri tepkinin şeklidir. Bu tepki bana traji-komik geliyor. Bir kez daha Türk solcusu kardeşlerimizin nasıl kötü bir kopyacısı oldukları yönündeki izlenimlerimi perçinleştirdi.Eylemlerde,İmza kampanyalarında, yazı ve makalelerde sloganlaşan söylemleri de bunu kanıtladı. Elbetteki içeriklerini tartışmak bu yazının kapsamı dışında. Ama sanki Türk ilerici ve demokratlarıyla sözbirliği edercesine, “Bende Ermeniyim”, “Hepimiz Ermeniyiz” demek, Kürdler için bir handıkaptır. Zulmün cenderesinde inim-inim inliyenlerle, bunlara yıllardır seyirci kalanların bu özgül olayda aynı söylemlerde buluşması, başkalarının ulusal hasasiyetlerine gösterdiğimiz titizliği kendimizden yanı kendi ulusal hasasiyetlerimize göstermediğimizin de bir göstergesidir. “Ben Ermeniyim” veya “Hepimiz Ermeniyiz” demek ayrı bir paye, ayrı bir ayrıcalık değil. Bence insan ne ise öyle kalmalı ve görevlerini de olduğu gibi yerine getirmelidir. “Ben Ermeniyim” demek, kulağa hoş gelebilir, ama Hrant Dink’i geri getirmiyor, Ermeni halkının geçmişteki ve şimdiki acılarını da dindirmiyor. Yoksa zülme ve zorbalığa karşı çıkmak, Ermeni olmakla mı özdeştir ? Ya başkalarına karşı işlenen insanlık suçları ? Elbetteki tarih boyunca Ermeni halkı büyük acılar çekmiştir, kıyımlardan ve kırımlardan geçirilmiştir. Tüm bu olanlara karşı insani bir duruş sergilemek ve Ermeni halkıyla dayanışma içinde olmak elbetteki, yadısınamaz bir görevdir. Elbetteki Hrant Dink etinistesine bakılmaksızın bütün namuslu insanların ortak kaybıdır. Ama unutulmasın ki bizim halkımızda, bizim ülkemizde dünyada eşi ve benzeri görülmemiş acılardan, kıyımlardan, kırımlardan geçirilmiş ve halen de geçiriliyor, pervasızca. Saldırılar, işgaller biribirlerini kovaladı. Ve halende her boydan ve soydan fesatlar, yeni işgaller için yeni fırsatlar kolluyorlar. Ama barışı, demokrasiyi, özgürlüğü, insan haklarını dillerinde düşürmeyenlerden ne bir ses, ne de bir nefes. Ve en acısıda, evinin içindeki yangını göremeyen, ama komşu için seferber olma telaşına düşenler. Bugüne dek bu yangınlara karşı, bu kıyım ve kırımlara karşı, yüzlerce faili meçhule karşı malesef bir Allah’ın kulu çıkıp“Bende Kürdüm”, “Hepimiz Kürdüz” demedi, diyemedi. Elbetteki bu konuda da eksikliklerimizin olduğu aşikar. Buna rağmen bu çifte standart değil mi? Peki bizimkilerin kendi kimliklerini bir tarafa iterek, yangınlarını görmeden başka bir kimliğe sığınıp bu “hawar ve gazîlerî” nereden kaynaklanıyor? Kraldan çok kralcı olmaları neyi ifade ediyor ? Besbelliki, bir kişilik sorunu. Kişilikleri doyuma ulaşmamış veya kişilik bozuklukları yaşayanlar çareyi hep başka iskelelerde ararlar. Böyle kişiler bir kimlik bunalımı , bir kimlik arayışı içindedirler. Kişilik bozuklukları ve kimlik bunalımın yarattığı tahribatlar öyle sanıldığı gibi basit değil. Çoğu kez insanı asıl görevlerinde alıkoyuyor ve bilinmeyen yönlere kulaç attırıyor. Unutulmasın ki halkı her türlü zorbalık altında inliyenlerin öncelikli görevi, her koşulda kendi ulusal kimliklerine sahip çıkmaktır. Başkalarına dayanışma sağlamak, kendini unutarak, o başkalarının kimliklerine sığınmakla olmaz. Bu ne insana ne de Onlara katkı sunar. Kendi kimliklerimizi koruyup, sahip çıktıkça, biribirimizi olduğumuz gibi kabul edip, ayrılıklarımıza rağmen bir arada olabildiğimiz sürece gerçek bir dayanışma içinde olduğumuzu söylüyebiliriz. Herkesin kendi kimliğiyle onur duyması, doğal bir haktır. Kürdüm, Hrant Dink cinayetini şiddetle lanetliyorum. (*) Bu yazı 2007 de yazıldı. Yani Hrant Dink’in alçakça katledildiği günlerde. Hrant davasının sonuçlandığı ve olayın tartışıldığı bugünlerde güncelliğini koruması ve Roboski katliami dolaysı ile gösterilen çift standarttan dolayı yayınlanmasını uygun buldum. epozdemir1@zonnet.nl Bu makale 1239 kez okundu Yükleniyor...
Yorumlar yüklenirken lütfen bekleyiniz...
|