|
SON DAKİKA
Bitlis'te 35 Korucu Silah Bıraktı!
Korucular İçin Geniş Çaplı Operasyon
Bitlis'te 6 Korucu Kaçırıldı!
Bitlis'te Neden Kiler Market Yok?
Hasan Bildirici İle Röportaj
Hayri Demir'in Röportajı
- Sayın Bildirici sizleri tanımayanlar için kısaca kendinizden bahsedermisiniz. Kimdir Hasan Bildirici? 1960 Ahlat doğumluyum. Ahlat'ın Van denizi kıyısındaki Kale Mahallesinde doğup büyüdüm. Annem Xasüklüdür. Çocuk iken inatçılığım tuttuğunda, büyükler "Kürt damarı tuttu" derlerdi. O zaman bunun ne anlama geldiğini bilmezdim. Meğer annemin Kürtlüğüne yapılan bir göndermeymiş. Babam tarafımda Kürt Türk karışımdır. Ahlat bir çok kültürün iç içe yaşadığı eski bir kültür merkezidir. Yüz yıl önce Ahlat Ermenilerden arındırıldı. Yaşlılar nasıl Ermeni öldürdüklerini övünerek anlatırlardı. Ahlat'ta şimdi Kürtler ve Türkler var. Annem ben 3 yaşında iken vefat ettiği için içime kapanık büyüdüm. Ahlat Yatılı Bölge Okulunda okudum. Ortaokulu Tatvan Yatılı Bölge okulunda bitirdim. Annesizlikten dolayı içine kapanık olmam bende bir iç dialog geliştirdi. Hep hayaller kurardım. Mutluluk hayalleri. Bir gün annem geri gelecekti. Malatya ziraat okulunda Türk ırkçılığının yoğun bir baskısıyla karşılaştık. 1975-1978 yılları bu nedenle kabus gibi geçti. Alevilere ve Kürtlere düşmanlık yapıyorlardı. Beni de baskı ve şiddetle Türk milliyetçisi yapmak istediler. Olmayınca gençlik olaylarının içinde bulduk kendimizi... - 93 yılından bu yana yurt dışında yaşamak zorunda kaldınız. Sınırlar ardından Memleket hasreti ile ilgiili söylemek istedikleriniz neler? 1993 yılında sürgüne çıkmıştım. Şimdi 2011. 1980 ve 1991 yılları arasında da hapiste kalmıştım. Bu demektir ki, Türk devleti 30 yılımızı özürsüz ve üzüntüsüz almış elimizden. Bu nedenle memleket hasreti köreldi desem yeridir. Türk devletinin baskı ve zulmü altında hasretin de bir süre sonra fazla anlamı kalmıyor. Yinede şu an Van denizinin kıyısında olmazı çok isterdim. - Bitlis'ten yıllarca uzak kalmış biri olarak Bitlis hakkında neler söylemek istersiniz Bitlisle ilgili duygu ve düşüncelerim karmakarışıktır. Biliyorsunuz en çok toplu mezar Bitlis'te çıkıyor. Bitlis eski Kürdistan'ın merkez şehridir. Türk devleti tarafından çok oynanmış bir şehirdir. Bitlis ve ilçelerindeki Türk nüfusun Kürtlere çok saygılı olduğu söylenemez. Kız alıp vermede belki sorun yoktur, ancak Türkün dilinde Kürtlük yine de aşığılanacak bir şeydir. Dilerim Bitlis ve çevresindeki Türk nüfus Kürtlerin hak ve özgürlüklerine daha saygılı bir noktaya gelir. Bitlis ve ilçelerindeki Kürt nufusun kendi kimliğine sahip çıkması hepimizin arzusudur. - PKK ile devlet arasında görüşmelerin başladığını basına yansıyan ses kayıtlarından öğrendik. Ardından Karayılan görüşmeler KCK tutuklamaları ile kesildi dedi. Devlet bir yandan görüşmeler yaparak, bir yandan da tutuklamalar ile ne yapmak istiyor? Türk devleti Kürt sorununu çözemez.Kürt sorunun çözüldüğü yerde devlet eski niteliğinde kalamaz. Çözme girişimlerinin hepsi kandırma üzerine kuruludur. Son görüşmeler, ardından saldırılar, ardından operasyonlar bu yıllardır böyle sürüp gitmektedir. - Bölgede 30 yıldın fazla süren çatışma ortamı son aylarda tekrarda şiddetlendi. Özellikle Öcalan'nın iki buçuk yakın bir süredir avukatları ile görüştürülmemesi ve PKK'nin artan eylemleri önümüzdeki sürece nasıl yansır? Acaba 90'lı yıllara gerimi dönüyoruz? 1990'lı yıllara geri dönmeyiz. Kürtler önemli bir ulusal enerji biriktirdiler. Benzer olaylar tekrar ediyor gibi görünse de ne Kürtler eski Kürtler ne de Türk devleti eski kör devlettir. Ancak Kürdistan sorunu karmaşık bir sorundur. Çözümü Türk devletinin elinde değil. Kürdistan sorunun çözümünü uluslararası güçler kendi koşullarında belirleyecektir. Türk devleti bu anlamda neyi ve nasıl çözeceğini de bilmiyor. Uyduruk bir iki adımla zamanı savıyor. - BDP'nin boykot kararının ardından 1 Ekim'de meclis dönüşünü nasıl değerlendiriyorsunuz? -BDP'nin meclise dönmesi bende hiç bir his yaratmadı. Kürtler her alanda kendi meclislerini kurmalıdırlar. Halklara saygılı olmayan bir meclisin saygınlığı ve yüceliği tartışmalıdır. - Uzun bir süre yurt dışında kalıp geçtiğimi aylarda Türkiye'ye dönüş yapan Kemal Burkay'ın dönüşü hakkındaki düşüncelerinizi alabilirmiyiz. Kemal Burkay'ın dönüşü diye bir şey yoktur. AKP tarafından tatile getirildi. Kürtler Burkay'ın mücadele anlayışı ile bin yıl mücadele etseler, toplu iğne ucu kadar bir özgürlük elde edemezler. - Kitaplara gelirsek,Bitlis coğrafyasını da sık sık işlediğiniz romanlarınız mevcut. Acaba Bitlis'i Sizlere yazdıran yıllardır uzakta olma duygusumu? Kitaplarınız- yazarlığınızla ilgili neler söylemek istersiniz Kitaplarım da benim gibi yetim, cezalı ve sürgündür. Kürtlerin Türk siyaseti içindeki yeri ne ise, Kürt ulusalcılığı temelinde yapılan Kürt edebiyatının yeri de aynıdır. Türkiyede Türkleri övmek her alanda serbesttir ve ödül aldırır. Kürt övmek ve Kürt hakkını savunmak ise ceza gerektirir. Diyorlar ki, AKP ile birlikte özgürlük var, herkes istediğini söylüyor. Bu sahtekarca bir söylemdir. Türkiyede işbirlikçi Kürtlerin fikir özgürlüğü vardır. Onların kitapları desteklenir, onların kitapları tanıtılır, onlara olanaklar sağlanır... Bizler de yazıyoruz. yazdıklarımızın hepsi yasak. Kendimce önemli kitaplar yazdım. Elden ele dolaştığını biliyorum. Şimdinin ve geleceğin Kürt nesilleri bu romanlardan faydalanmayı bilecektir kanımca. - Son olarak bizim aracılığımızla Bitlis'lilere iletmek istediğiniz bir mesaj varmı? Bitlislilere selamlarımı ve özlemimi iletiyorum. Türk veya Kürt fark etmiyor... İnsanların birbirine saygılı olduğu bir yerde kimse kimsenin kökenini ve inancını merak dahi etmez. Ben teşekkür ederim, Bitlisnews'e iyi çalışmalar ve başarılar diliyorum Bu röportaj 1001 kez okundu Yükleniyor...
Yorumlar yüklenirken lütfen bekleyiniz...
|