|
SON DAKİKA
Eğitimci Model Mi ?
Mehmet Şah Marhan sahmarhan@hotmail.com
Eğitim, en basit ifadeyle hedeflenen davranışları bireye kazandırmaktır. Davranışçı psikolojiye göre eğitim; kişide öğrenme yaşantıları yoluyla istendik davranış değişlikleri oluşturma sürecidir. “İnsan kendisi için karar verir! Bu yüzden eğitimin amacı; karar verme yeteneğini geliştirmek olmalıdır.”Diyor VİCTOR E. FRANKL. Kısaca eğitim;‘‘hafızayı doldurmak değil ‘‘kafayı’’ geliştirmektir.’’Mark Twain. MMARK TWAİN Eğitimcinin görevi ise; öğrencinin kendisini tam anlamıyla tanımasını sağlayıp, öğrenciyi ulaşması gereken hedeflere ulaştırırken; alternatif yollar gösteren, rehberlik eden kişi olmalıdır. Bireye, hedeflenen istendik davranışları kazandırmak, birebir eğitimi veren kişi ile alakalı bir durumdur. Yani eğitimi veren kişinin, hedeflenen istendik davranışları kazandırmaktan uzak bir tutuma bir kişiliğe sahipse; ya da insanı ‘‘değersiz varlık’’ olarak gören bir anlayıştaysa, bu korkunç bir durumdur. Çünkü bireye ‘‘değer’’ vermeyen bir eğitimcinin bireye vereceği eğitimin de hiçbir değeri olamaz. Ahlaktan, dürüstlükten ve saygınlıktan yoksun bir eğitimci karakteri, eğitilen bireyler için son derece tehlike arz eder. Kendi benzerlerini üretmesi demektir. Eğitim sisteminden kaynaklanan saçmalıkları, plansızlıkları, eksiklikleri, aksaklıkları, ayni tip yetiştirme anlayışı ve ısrarı da ayrıca eğitilenler için büyük bir kayıp ve tuzaktır. Okul kapsından girince her şeyiyle farklı olan, farklı düşünen bireyin; eğitim sürecinin bitiminde adeta hepsinin aynı torna makinesinden çıkmış gibi, aynı yaklaşımı ve aynı davranışları sergileyen, aynı düşünceleri savunan, aynı zihniyete bürünen ve hatta özgürce düşünemeyen, ufku açık olmayan bireyler olarak çıkmaları ürkütücü ve düşündürücüdür. Öğrenci penceresinden bakıldığında, öğrenci öğretmenini kendisi için ‘‘en iyi model’’ olarak algılamaktadır. Yani, öğrenci öğretmenin davranış şeklini, karakterini psikolojik olarak almaya müsaittir. Bu da eğitim sistemi ve eğitimci için büyük bir fırsattır. Oysa hiçbir öğretmenin kendisini ‘‘model’’ olarak görmesi ve dayatması doğru değildir. Kendini ‘‘model’’ olarak dayatan bir eğitimci, öğrencisine düşünme, üretme ve farklı olmasına sınır koyması demektir. Öğrencinin özgürce düşünmesini engelleyeceği gibi; ilgilerini, düşüncelerini hedeflerini kendini ‘‘model’’ olarak dayatan, eğitimciye yönelik oluşturur. Her şeyiyle öğretmenine benzemesini gerektiğini sanır. Eğitimci, zinhar kendini ‘‘model’’ olarak görmemeli ve dayatmamalı ama öğrencilerine karşı, öğrencileri kendisini ‘‘model’’ olarak düşündükleri için ‘‘örnek’’ olma zorunluluğu vardır. En ideal eğitimcinin bile, kendini öğrencileri için ‘’model’’ olarak görmesi ve dayatması doğru değilken, ‘‘eğitimci sıfatı’’ olan, ama ‘‘eğitimci vasıflarını’’ taşımayan karaktersiz bir eğitimcinin kendisini öğrencilerine ‘‘model’’ olarak dayatması kendisinden farklı ve kapasitesinin üstünde düşüneni ve üreteni yok sayması eğitilenler için büyük bir kayıptır. Bir resim öğretmeni, tahtaya çizdiği ağacı öğrencilerinden çizmelerini ister. Herkes tahtadaki ağacın tıpa tıp aynısını çizmeye çalışırken, bir öğrenci ağacı farklı ve daha güzel çizmekle birlikte ağacın en üst dallarına bir de kuş ve kuş yuvasını çizer. Bunu gören öğretmeni; sen kör müsün, benim çizdiğim ağaçta kuş yuvası var mı diye azarlayıp şiddet uygular. Böylesi bir durumda öğrencinin onure edilmesi, takdir edilmesi ve motive edilmesi öğrenci için en güzel ödüldür. Ama öğrenci, kendisini vazgeçilmez ‘‘model’’ olarak dayatan öğretmenin koyduğu sınırların ötesine çıktığı için cezalandırılıyor. Öğrencinin aldığı mesaj öğretmenim gibi düşünmeliyim, her şeyimle onun gibi olmalıyım demektir. Oysa öğrenci, bir adım ötesini görerek kendinden bişeyler katarak, daha güzel bir ağacı tasarlamıştır. Kendini vazgeçilmez ‘‘model’’ olarak gören bu tip eğitimciler egolarını tatmin etme, ilgi ve kalıplarını tatbik etmekten başka bir şey bilmezler. Üzülerek belirtmeliyim ki; eğitimcilerin geneli bu davranışı ve yaklaşımı sergilemektedirler. Maalesef genel anlayış ve yaklaşım budur. Bu yaklaşımın öğrencinin ufkunu karartacağını, cesaretini kıracağını, üretkenliğini yok edeceğini düşünmek yerine; kendilerini tatmin etme uğruna ve ‘‘model’’ görme mantalitesiyle davranılmamalı. Bu yüzdendir ki ‘‘üreten’’ değil, ‘‘tüketen’’ bir toplumuz. Bütün bunlar değerlendirildiğinde toplumdaki sorunları anlamak zor olmasa gerek. Hedefsiz, mutsuz ve bilinçsiz bir toplum olmanın sebebi okulların ya da eğitimcilerin genelde işlevsiz olduğu ve ‘‘kendi kalıplarını’’ tatbik ettikleri anlaşılıyor. Böyle olunca da sorgulayan hesap soran, araştıran değil; susan, ezberleyen pasif bireyler yetişmektedir. Ve bunun sonucunda da sorunlu bir toplum oluşmaktadır. Her bireyin ‘‘farklı bir dünya’’ olduğunu göz ardı etmeyerek ve her dünyanın ‘‘kendi doğasına’’ göre gelişmesi gerektiğini, kendi kişisel hedeflerimizin dışında kendilerinin istedikleri hedeflere ulaştıran, özgürce düşünen ve üreten bireyler yetiştirmeli. Kendini ‘‘model’’ olarak gören ve dayatan değil, ‘‘örnek’’ olma zorunluluğunun farkında olarak yaklaşan, yol gösteren ve rehber olan eğitimcilerin olması dileğiyle…Bu makale 112 kez okundu Yükleniyor...
|