|
SON DAKİKA
Şivan Perwer Olayı
Bedirhan Epözdemir epozdemir1@gmail.com
“Ku kurmé daré ji daré nebûya, zevala daré tine bû."
Ama yargısız infaz ve karalamak ile eleştiriyi birbirinden ayırmamız kaydıyla. Sorunlarımızı ulusal argümanlar ve sorumluluklarla irdelediğimiz sürece, çözebiliriz. Salt egolarımızın tatmini ve siyasal gurup çıkarlarımızı ön plana alırsak, sorunlar çözülmez, kördüğüm olur. O zaman çıkmazlara gireriz. Hisler ve duygular sorunlara egemen olunca ulusal çıkarlar zarar görür. Ulusal hassasiyetler hesaba katılmadığı sürece trajedimiz sürer. O zaman da tetikte bekleyen fırsatçılar ve “Beko Ewanlar” a gün doğar. Dumanlı havayı seven kurtlar yine sahnede yerlerini alırlar. Sağlıklı beyinler, ulusal çıkarları her türlü çıkarların önünde tutanlar oyuna gelmemelidirler. Sorunları derinleştirmek, gerginliklere yeni gerginlikler eklemek çözümsüzlüktür. Sorunlar derinleştirilip, fırtınalar kopartılmamalı. Kabuk bağlayan yaralar kaşınıp, kanatılmamalı. Unutulmamalı, yaşadığımız süreç bunları dayatıyor.
Kürd beyinine ve kültürüne sahip olmadan, Kürd ulusal hassasiyetlerini kavramak olası değildir. Yani Kürtçe düşünüp, Kürtçe yapmanın zamanı geldi. Artık ulusal çıkarlar bunu gerektiriyor.
Sivri çıkışlarla, içeriksiz sloganvari değerlendirmelerle belli bir süre egolar tatmin olabilir, duygular okşana bilir. Ama Kürd vadisinde kalıcılaşmak, ikamet sahibi olmak veya iz bırakmak, ulusal değerlere sahip çıkmakla mümkündür. Sözgelimi bugün Şivan'a en galiz şekilde saldıranlar, yargısız infazı eleştiri diye yutturmaya çalışanların büyükçe bir bölümü, O’nun türküleriyle büyüyüp bugüne gelenlerdir. Şivan, "Ka Kurdistana min Ka" dediği yıllarda, onların bir bölümünün o zaman ki siyasetleri Kürd ve Kürdistan isimlerine ambargo koymakla meşguldular. Bu baylarımıza göre, Kürd Halkının ulusal-demokratik haklarını savunmak, “burjuvazinin ayrılıkçı tezi” olarak algılanıyordu.
Bu bağlamda Şivan'a sahip çıkmak, yurtsever mücadelesine karşı kara çalanlara tavır takınmak bir görevdir. En ufak bir eleştiriye tahammül gösteremeyenlerin, sanatçıların ve aydınların özgürlüklerine dil uzatmaları ve gem vurmaya çalışmaları hiçbir şekilde tasvip edilemez. Çünkü Onlar toplumun sesi ve vicdanıdırlar. Bu sesi susturmak ve bu vicdanları kendi vicdansızlıklarına kurban edenlere karşı yurtsever bir tavır takındığımız zaman, sanatçılarımız ve aydınlarımız sahipsiz olmadıklarını anlayacaklardır.
Doğrusunu söylemek gerekirse, Tüm bunlara karşı Şivan’ın yanıtını düzeyli ve içi doldurulmuş olarak görmedim. Şivan’ın yıllarca söylediklerinin bir tekrarı. Aynı bakış açısı, aynı bireyci değerlendirme tarzı, aynı kızgınlık ve öfke. Bu nedenle verilen bu yanıtı doyurucu bulmadım. Kuşku olmasın ki çoğu dostlar gibi bende Şivan’ı biraz olsun tanıyorum. Söylemlerini, özlemlerini kavramaya çalışıyorum. Her sanatçıda olan belli özellikler çoğu kez Şivan’da daha belirgin görünüyor. Her kes gibi Onun da zaafları, eksiklikleri var. Bence bunlar doğal. Önemli olan Şivan’ın da bunları görmesi ve kabullenmesi. Keşke Şivan, özellikle belirli kişi ve kuruluşlarla konuşmadan önce biraz daha düşünse, az ve öz konuşsa. Kürd Halkının kendisine verdiği değeri ( ki bu değeri gerçekten hak etmiştir) her attığı adımda hatırlasa. Halkımızın hassasiyetlerine biraz daha özen gösterse. Keşke bütün davranış ve değerlendirmeleri bizi o görkemli sesi ve müziği gibi büyülese. O zaman daha çok onur duyarız. Bunlar bir yana. Öte yandan bir sanatçı olarak Şivan Perwer’in Kürt Ulusal Demokratik Hareketine sanatı ile yaptığı katkıları görmemek nankörlüktür. Hele-hele Ona saldırıp, karalamak büyük bir saygısızlıktır. Şivan olayı, bir kez daha eleştiri anlayışımızı da gözler önüne serdi. Bir kez daha gerçek eleştirmenlere ne kadar ihtiyacımızın olduğunu ortaya koydu. Eleştiriyi bilimsel anlamıyla kavramadığımız sürece, eleştiriyi karalamak ve methetme esaretinde kurtarmadığımız sürece, can alıcı sorunlarımızı çözmenin olanaklı olmadığını da gösterdi. Müritliği, slogancılığı, kof değerlendirme ve övgüleri bir yana atabilirsek, Kara çalmayı, ret ve inkarı, sövgüleri defterimizden silebilirsek, bunların yerine biraz hoşgörü, biraz tolerans gösterebilirsek ve sevgi ekersek; Bugün de çözemeyeceğimiz hiçbir sorunumuz olmaz.
Bu makale 310 kez okundu Yükleniyor...
|